Libro Projesi, meslek yaşamlarında ilham kaynağı olan kişiler tarafından tavsiye edilen kitap listelerinden oluşmaktadır. Bazı kitaplar mesleki içerikte olmasa da yetkinliklerinizi geliştirmede size yön verecek şekilde seçilmiştir. Libro listelerinin size fayda sağlayacağını umut ediyoruz.


Nazlı Toraman Aydın Kimdir?

İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümünü birincilikle bitiren Nazlı Toraman Ayın, devamında University of Exeter Psikoloji yüksek lisansını tamamlamıştır. Çeşitli eğitimlerle alanını destekleyen Aydın, uzman psikolog olarak mesleğine devam etmektedir.


Nazlı Toraman Aydın Kitap Önerileri

Şimdinin Gücü – Eckhart Tolle

Adını bile yazarken büyüleniyorum. Benim için, değişim serüvenimin ilk kitabıdır. Kendimle olan mücadelem ve farkında olmaksızın savrulup yaşadığım hayatta, dur da etrafına bak diyen kitap! Anda kalmanın büyüsünü ve farkındalığın kıymetini anlatıyor. Okurken çok zorlandım, lakin ‘hızlı’ olmalıydı her şey. Ama kitapta yazar her şey hem idrak edilmesi hem de uygulanması benim için oldukça güçtü. Ama durup kendime bakmamı, etrafı görmemi, farkındalık diye bir şey olduğunu anlamamı, psikolog olarak çalışmak anlamında beni en temelde motive ettiğine inandığım kitaptır.


Işığı Arayanların Karanlık Yanları – Debbie Ford

Bu kitap okuduğum anda kafamda flaşlar patlatmayı başarmıştı. Hayatı ‘iyilik yap, iyilik bul’ felsefesiyle yaşama saflığını gösteren naif Nazlı için uyanış tokatı gibiydi ; J Jung’un gölgelerine ışık yakan kitapta, sahiplenmediğimiz yanlarımızın kıymeti anlatılır. Ters istikamete hızla koşarken, duvara toslamıştım. Geri dönüp ben de iyi kötü ne varsa, onlara bakmama vesile olmuştur.


Beden Asla Yalan Söylemez & Yetenekli Çocuğun Dramı – Alice Miller

Alice çok güzel anlatır bu 2 kitabında çoğumuzun içine düştüğü yanılgıyı: ‘Ben de mi bir sorun var, ebeveynler de sıkıntı olamaz’ inancımı kırmayı başarmıştır. Vermiş olduğu çarpıcı örneklerden, ailelerimizden nasıl yaralı olduğumuzu, gerektiğinde bizim çekmediğimiz sınırların bedenimizde nasıl izler bıraktığını anlatır.


Bütünleşmek ve Büyümek – Ceylan Daş

Bu kitap, Gestalt terapi ve yaklaşımını aslında ders niteliğinde anlatan bir kitaptır. Ancak benim için çok önemli bir yere sahip çünkü genelde büyük resme bakmamla beraber burada Gestalt yaklaşımının detaylarını yalın dille ve seanstan örneklerle çok güzel anlatıyor. İnsanın derinlemesine incelenmesi anlamında beni hem mesleki hem de kişisel olarak çok beslemektedir.


Hayatın Anlamı ve Psikoterapi – Viktor E. Frankl

Bu kitabın benim için ayrı bir yeri vardır. Frankl bu kitabında, ölüm kamplarındaki insanların hayatta kalma dürtüsünü anlamak ve anlamlandırmak için, kendi yaşam deneyimlerini paylaşıyor. ‘Eylem çemberinin çapının büyüklüğü değildir belirleyici olan; daha çok çemberin içinin doldurulup doldurulmadığıdır, bir hayatın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğidir’ (sy. 55) Her sayfası büyüleyici ve zaman zaman tüyler ürpertici olsa da, bu cümle beni çok etkiledi. Bireysel olarak hep çemberi genişletmenin beni mutlu edeceğine inanırken, meselenin çemberin çapı değil, içinin olduğunu farketmek tadına doyulmaz bir andı : )


Merhamet ve Metanet – Ken Wilber

Bu kitapla ilgili zorluğum, bu kitabı almaya karar verdiğim anda başladı. Kitabı alma konusunda anlamadığım şekilde dirençliydim. Aslında içeriğini bilmiyordum bile. Ken Wilber, sadece Gestalt terapi derslerinden bildiğim bir isimdi. Kitabı okumakta, almak kadar zor oldu benim için. Wilber, eşinin kanser sürecini ve ikisinin bu süreçte yaşayıp deneyimlediklerini anlatıyor. İnsan bilmediği şeyden korkar ve ondan uzak durmaya çalışır ya… Ben korkarken bir yandan da kelebeğin ateşe doğru uçmasına benzer bir istek hissettim içimde. Ölümle en derin temasımı Büyükada’da ’99 depreminde yaşamıştım. O vakit huşuyla karşıladığım ölüm ihtimali, bu kitapta bana sıkıntı verdi. Ama okuyabilmek ve ‘ölüm’ konusunun içinde kalabilmek, ölüm değiştirici ve dönüştürücü bilgeliğini görmek benim için olgunlaştırıcı bir süreç oldu.


Aşk – Elif Şafak

Bende disleksi olmasına rağmen itiraf etmeliyim ki, hayatımda okuduğum en hızlı kitap Aşk’tır : ) Daha popüler olmamışken bir vesile alıp okumuştum. Kitapta Şems ve Mevlana’nın insanın gündelik hayatındaki okumaları elbette çok etkileyiciydi. Bendeki izdüşümü ise, okurken hem beden hem zihin hem ruh hem de duygulara bu denli dokunabilmesinin büyüsüydü.


Beden Kayıt Tutar – Bessel A. Van Der Kolk

Bu kitap mesleğime olan inancımı güçlendirdi. Kitapta ‘Eğer gerçekten inanmamızı istedikleri kadar etkili olsalardı, depresyon toplumumuzun en küçük sorunlarından olurdu. Aksine, antidepresan kullanımı artmaya devam ederken, hastanelere depresyon nedeniyle yatanların sayısında herhangi bir azalma olmamıştır’ der. Bir psikiyatrın kaleminden bunu okuyunca, doğru yolda olduğunu bilmenin ötesinde, bunu danışanlarınla paylaştığında daha etkili oluyor. Beni de elbet kaale alıyorlar ama ülkemde bir psikolog, psikiyatrın gördüğü itibarı maalesef görmüyor. 


Boş Ayna – Dr. Karyl McBridge

Günün sonunda hepimiz kendi söküğümüzü dikmenin peşindeyiz. Bazılarımız gıybet ederek, bazılarımız çalışarak, bazılarımız alışverişle vs. McBridge de bu sökük uğruna için yıllarını vermiş. Kendisi de narsist bir annenin kızı olarak, narsist annelerin kızlarının yaşadığı sıkıntıları ve iyileşme sürecindeki adımlarını ele alıyor kitapta. Mesleğimi yaparken kadın olsun erkek olsun, danışanların en çok annelerini dinlerim. Özellikle anne-kız ilişkisi içerisindeki sağlıksız döngüyü yalın bir dille anlatan, pek çok basit örnek üzerinden karmaşık olan anne-kız ilişkisini.


‘Yaratıcı Öğrenciler’ ve ‘Öz’ – Dr. Ken Robinson

Bu 2 kitabı kendi sürecimi anlamlandırdığı için çok seviyorum. Bende disleksi olmasından dolayı çok zor yıllar geçirdim. Hatta itiraf etmem gerekirse ömrüm ‘arap atı bu kız’ benzetmesiyle geçti. Mesele at olmakta değil, disleksik olmaktaymış meğer… Bu kitapta, üniversitede burs alacak ve master dahil 2 okuldan da dereceyle mezun oluşumun ‘arap atı’ olmanın dışında ‘mantıklı’ bir açıklamasına varmama vesile olduğu için çok seviyorum. Robinson’un önerilerinin Türk eğitim sisteminde uyarlanabilir bir tarafı yok malum… Ancak bireysel düzeyde, detaylara takınılmaması gerektiği, her ne yaparsak yapalım aslında yatkın olduğumuz ve iyi olduğumuz alanda var olmanın daha kıymetli olduğunu anlatıyor. Yıllar boyunca onlarca ders alıyoruz ama ‘neye yatkınızın?’ sorusunun cevabını bulamıyoruz. Benim başarılarım da ‘arap atı’ olduğum için değil ‘Psikolojiye olan ilgim, merakım, duruşum, enerjim ve elektriğimin olmasındandı’.