Ve bunu –ki şiddetle tavsiyemdir- hiçbir danışmanlık şirketine ihtiyaç duymadan proje yapabilirsiniz.

“Peki, kalıyor mu bu işlerden bir şeyler?”

Açık konuşmak gerekirse ben kalanını görmedim, duymadım. Nasıl mı duymadım? Şimdi senden lütfen emniyet kemerinin bağlı, koltuğunun düz ve sehpanın kapalı olduğundan emin olmanı, arkana yaslanmanı ve yazının geri kalanını dikkatlice okumanı rica ediyorum…

Geçen hafta hatırlarsan proje dünyasının genel mantığından, projeci yaklaşımdan en basit haliyle bahsetmiştik. Bu hafta ise biraz işin “duygusal” kısmını konuşma sırası.


Projelerde bütçe belirlenmesi

Projelerde bütçe, birçok alt başlıklardan oluşur. Yine proje türüne göre bütçelerde, malzeme alımı, tadilat, bazen maaş, seyahat giderleri, eğitim ücretleri, gündelik giderler vb. birçok alt kalem vardır. Yani her projede yazıcı alamayabilir, yine her projede mesela yurtdışına seyahat edemeyebilirsin. Harcanacak para miktarının nereye ne kadar harcanacağı aslında projeyi yazarken belirli bir çerçeve içinde senin tarafından belirlenir. Yani parayı veren taraf sınırları çizer, sen o sınırlara göre nelere ne kadar harcamak istediğini yazar, talep edersin.

Ve kabul edilirse bu miktarı harcadıktan sonra aldığın fatura ile de rapor etmen beklenir. Yine bazı hibelerde “götürü usulü” –lumpsum -diye Türkçeleştirdiğimiz bir harcama türü vardır ama biz halk arasında nedense bu terimin hep “götürmek” fiilinden türediğini düşünürüz.

Neyse çok dağılmayalım, bu harcamaların başka bir yolu yoktur -götürmeyi kastetmiyorum-, zira aksi takdirde faturayı gösteremezseniz “biz bu parayı harcayamadık/az harcadık” demiş olursunuz ve para iadesine gidersiniz. “Ya yapıyorlar işte abi, biliyoruz” diyenleri duyar gibiyim. Bunun yapılabilmesi ancak harcamadığınız bir para için, ortada olmayan bir ürün için fatura bulmanız anlamına gelir ki, bu her şeyden önce işin sahtekârlığıdır. Biraz ağır oldu farkındayım ama başka bir tarifi de yoktur…


Hibeler ve etkileri

Bunun yanı sıra bazı büyük hibe türlerinde yönetim kalemleri vardır ki onların harcamaları diğer kalemlerden farklıdır ve “kılıfına uydurulan” miktarlar genelde bu kalemlerdeki harcamalar ile yapılır. Aslında bu kalemler projenin daha iyi yönetilmesi için verilen yönetim ve izleme giderleri gibi isimler ile adlandırılan bütçe kalemleridir. Yine bazı hibelerde maaşlı, sigortalı eleman çalıştırmak da mümkündür. Bu durumlarda projenin resmi çalışanı olur, saatlik çalışma üzerinden maaşınızı alırsınız ve gerekli tüm vergileriniz de ödenir. Bu durum zaten hibeyi veren kurum tarafından size uygun görülen onaylanmış ve yasal bir sistemdir.

Yani işin özü, ben yaklaşık 15 yıldır bu hibelerden zengin olan görmedim, duymadım.


Peki, bu proje işleri ne gibi katkılar sağlıyor?

Proje dediğimiz dünya aslında sizin bireysel veya kurumsal olarak bazı şeyler hedefleyip bir şekilde maddi destek bulamadığınız için biraz rafta beklettiğiniz çalışmalarınızı hayata geçirebilmenize imkan sağlıyor. Proje dediğimiz şey, kişisel olarak bir eğitim görme imkanı ya da kişisel gelişim üzerine bir çalışma veya kurumsal olarak hedeflediğiniz bir çalışma da olabilir. Size parayı vermeden “bu parayı neden istediğinizi, bu çalışma/etkinlik ile neleri hedeflediğinizi” soran (hibeyi veren) kurum size parayı verip “hadi, sahne senin, artık hedeflerini gerçekleştirebilirsin” diyor ve sonrasında da verdiği paranın karşılığında işi yapıp yapmadığını da doğal olarak kontrol ediyor.

İşte bu şekilde kişisel olarak katılmak istediğin bir eğitime katılabilir, bir kursun öğrencisi olabilir, uzun soluklu bir eğitim sürecini bu gibi maddi destekler ile tamamlayabilirsin. Ya da kurumsal olarak tüm çalışanlarına eğitim aldırabilir, türüne göre bazı ek binalar inşa edebilir veya tadilattan geçirebilir, ekipman alımı yapabilir, veya kurumsal çalışmalarına yeni boyutlar kazandıracak uzun soluklu ortaklıklara imza atabilirsin.

Tabii burada bütün başarı ne yapmak istediğini iyi bilmekten geçiyor. Senin ihtiyaçların neler? Kendini veya kurumunu nerede görmek istiyorsun? Sistematik bir düşünce sistemi ile hareket edebiliyorsan bu tür sorulara cevabın çok kolay. Ancak cevap vermekte zorlanıyorsan o zaman daha da biraz daha baştan başlamak ve soruları cevaplamak gerekiyor olabilir. Dolayısı ile ilk olarak “ne durumdayım?”, “problemlerim neler?”, “neye ihtiyacım var?” gibi bazı temel sorulara cevap bulman gerekiyor ki, doğru projeyi yapabilesin.

Yoksa hep ağrıyı dindirir geçici gülümsemeler elde edersin ancak belli süre sonra ağrılar tekrar artacaktır. Dert ağrıyı dindirmek değil, hastalığı teşhis ve tedavi etmek olduğu sürece kalıcı başarı seninle olacaktır.

Bence…

                                                                                                                                                   SERKUT KIZANLIKLI