Daha dünyaya ilk geldiğimiz andan itibaren çaba göstererek veya farkında olmadan birçok bilgi öğrenmeye başlıyoruz. Bu süreç, öğrenmenin evreleriyle gerçekleşiyor. Bazen bir bilgiyi edinebilmek için hiçbir çaba sarf etmiyor olsak bile çoğunlukla bu bilgileri çevremizi deneyimleyerek öğreniyoruz. Bu deneyimleme süreci, yaşamımız boyunca her türlü alan dahil olmak üzere yenilenen bir süreçtir. Biz de bu yazıda, öğrenmenin evrelerini sizin için açıkladık. Öğrenme süreci, 4 evrede gerçekleşir. Hadi beraber inceleyelim!


Bilinçsizlik-Yetersizlik Evresi

Mevcut olan bir bilginin varlığından habersiz olan öğrenciler, daha önce var olan bu bilgiye hiç rastlamadıkları için yetersiz durumdadırlar. Örneğin; bir öğrenci, İspanyolca diye bir dilin dünyada mevcut olduğundan ve kullanıldığından habersiz ise, bu öğrenci bilinçsizdir ve İspanyolca dilini konuşma yeteneği bulunmadığından dolayı da yetersizdir.


Bilinçli-Yetersizlik Evresi

Burada karşımıza, bilginin varlığından haberdar olan öğrenci modeli çıkıyor. Her ne kadar haberdar olsa da bu bilgiyi kullanamadığı için yetersizdir. Örneğin, öğrenci, bölümündeki herhangi bir dersin müfredatta olduğunu ve bu dersi göreceğini biliyor ise bu öğrenci bilinçlidir. Ancak bu dersin var olduğunu ve çalışması gerektiğini bildiği halde bunu yapmıyorsa bu da yetersizliktir.


Bilinçli-Yeterlilik Evresi

Bu evre, öğrenmenin en yorucu aşamalarından birisidir. Zihinsel faaliyetlerin yoğunluğundan dolayı öğrenci mental anlamda fazlasıyla yorulur. Çünkü öğrenci, bilginin var olduğunu bilir ve bilgiyi kullanır. Ancak bilgi otomatik yapılmadığı için, öğrenci bilgiyi kullanırken sürekli bir düşünme halindedir. Bu evreye dil üzerinden bir örnek verelim: Fransızca dilinin varlığından haberdarsanız bilinçli, bu dili yeni kavramaya başlayıp konuşabiliyorsanız yeterlisinizdir. Burada anlatmak istediğimiz nokta, bu dili yeni öğrenmeye başladığınız için ana diliniz gibi konuşamazsınız çünkü zihinde yoğun ve yorucu bir çeviri döngüsü oluşmaya başlar.

Sadece dil üzerinden değil, bir kitap okurken bile bu evreye girebilirsiniz. Diyelim ki kitap okumayı çok seviyorsunuz ve bunu faaliyete de geçirebiliyorsunuz. Bu sizin bilinçli-yeterli olduğunuzu gösterir. Ancak biraz okuduktan sonra bir yorgunluk ve isteksizlik hissederseniz bu da sizin kitap okuma konusunda tecrübe eksikliğiniz olduğunu gösterir. Çünkü zihinde sürekli bir düşünme döngüsü vardır.


Bilinçsiz-Yeterlilik Evresi

Bu evre, bilginin varlığından haberdar olduğunuz ve bunu otomatik olarak kullandığınız evredir. Bilgiyi kullanırken üzerinde hiç düşünüyor musunuz? Cevabınız hayır ise, hiç düşünmeden ve zihninizi hiç yormadan bilgiyi olduğu gibi kullanıyorsunuz demektir. Bu olay konuştuğumuz dilde kendini fazlasıyla gösterir. Kendi dilimizi çok iyi biliriz ve konuşurken diğer kelimeyi hiç düşünmeden konuşuruz. Yani zihin hiç yorulmadan rahat bir şekilde hareket eder. Artık, bilgi sadece bir alışkanlıktan ibarettir.

Konusu fark etmeksizin bir faaliyetinizi bilinçli-yeterlilik aşamasından bilinçsiz-yeterlilik aşamasına çıkarırsanız aynı anda yapabileceğiniz faaliyet sayısı artmaya başlar. Yani, yapmak istediğiniz bir faaliyeti ne kadar çok bilinçsiz-yeterli basamağa doğru taşırsanız, istediğiniz çoğu şeyi aynı anda yapabilirsiniz. Zihninizde, ‘’Peki yorgunluk oluşmaz mı?’’ gibi bir düşünce geçebilir. Bunun cevabına net bir şekilde hayır diyebiliriz çünkü artık davranışlarınız otomatiğe bağlanmış olur ve zihniniz yorgunluğu hissetmez. Hatta biraz daha sınırları zorlarsak -ki beynin ve öğrenmenin sınırı yoktur-  aynı zamanda kendinize yeni boş alanlar da oluşturabilirsiniz.

Örneğin; 6 tane bilinçli-yeterlilik seviyesinde uğraştığınız ilgi alanlarınız ya da zorunlu faaliyetleriniz varsa bunun 1 tanesini bilinçsiz-yeterlilik evresine taşırsanız diğer evrede yani bilinçli-yeterlilik basamağında 5 faaliyetiniz kalacağından bu evreye yeni bir faaliyet ekleyebilirsiniz.


Bu yazıyla, öğrenmenin sınırı olmadığı ve içinde birçok şey barındırmasıyla aslında sizin de düşündüğünüzün aksine, beynimizin bambaşka bir boyutu olduğunu anlatmaya çalıştık. Ders çalışırken, herhangi bir enstrüman aletini öğrenirken ya da şarkı ezberi yaparken hani bazen, ‘’Olmayacak!’’ diye bir hisse kapılırsınız ya, işte siz beyninize olacağına inandırdığınız sürece bilgiyi öğrenmenizin imkansızlığı diye bir şey söz konusu bile değil. Her şey istemek, daha sonrasında da çabalamaktan geliyor.