Libro Projesi, meslek yaşamlarında ilham kaynağı olan kişiler tarafından tavsiye edilen kitap listelerinden oluşmaktadır. Bazı kitaplar mesleki içerikte olmasa da yetkinliklerinizi geliştirmede size yön verecek şekilde seçilmiştir. Libro listelerinin size fayda sağlayacağını umut ediyoruz.


Güç Başar Gülle Kimdir?

Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’ndeki lisans eğitiminin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı’nda başladığı yüksek lisans programından 2004 senesinde mezun oldu. 2004 yılında girdiği Berklee Müzik Okulu’ndaki dört senelik Caz Kompozisyon Bölümü’nden iki senede mezun oldu. Harvard Üniversitesi’nde kendi eserlerini de içeren bir klasik gitar resitali verdi. U.C.LA, George Washington University, M.I.T., Rice University gibi Amerika’nın birçok üniversitesinde gerçekleştirilen konserlerde gitarist ve udi olarak çeşitli gruplarla birlikte yer aldı.

2007 – 2009 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde (MIAM) Çağdaş Klasik Batı Müziği Kompozisyon alanında yüksek lisans çalışmalarını tamamladı. 2008 yılı kasım ayında Londra’ da Michael Ellison’ un yazmış olduğu “Türk Müziği Enstrümanları ve Çello için Konçerto” eserinin BBC Senfoni Orkestrası tarafından ilk seslendirilişinde Türk müziği enstrümanlarının yönetimini üstlendi ve Osmanlı-Türk müziği ritm anlayışı üzerine, BBC senfoni üyeleri için seminer düzenledi. 

“Canada Council for the Arts”ın desteğiyle kendisiyle Türk müziği çalışan Andrew Downing ile ortak çalışmalarını sergiledikleri “Anahtar” projesi CD olarak olarak Kanada”da yayımlanmıştır. Araştırmacı olarak da önemli çalışmalarda bulunan Gülle, 2013 yılında Toronto Üniversitesi tarafından Kanada’nın birçok önemli müzik merkezinde Osmanlı – Türk Müziği ile ilgili seminerler vermek üzere davet edilmiştir. 

Sanatçı 2013 yılında, ECM projesi olan “Journey to Anatolia” adlı albümde çalarak, bu önemli plak şirketinde yer alan ilk Türk ud sanatçısı olmuştur. 


Güç Başar Gülle Kitap Önerileri

Varoluş Süreci – Michael Brown

Varoluş Süreci benim için modern paradigmanın kişisel hayatımda kırılıp bilgi ile bireysel ve koşulsuz ilişki kurmamı sağlaması yönüyle bu listedeki en öncelikli kitaptır.


Tersten Perpektif – Pavel Florensky

Bir an için gözlerinizi yumun, sonra açın. Gözleriniz sizi merkeze koyan bir tablo serer önünüze: Uzaktaki şeyler küçülür, öndeki nesneler arkadakileri kapatır, uzaklaşan yatay çizgiler birbirine yaklaşır. Alışılmış bir algıdır bu. Her insanın böyle gördüğünü kendiliğimizden kabul ederiz. Sanat yapıtından da bu algımızı taklit etmesi beklenir. Pek çok resim bu algımızı bir yasa haline sokarak, nesneleri ve mekanı perspektife uygun olarak temsil eder. Güzel resimde, perspektife uyulmuş mu diye bakarız, ya da çocuklardan daha güzel resim yapmalarını beklerken perspektife uygunluk ararız.


Yaşam İçin Felsefe – Pierre Hadot

Bu kitap herkes için yazıldı. Bu kitabın, sadece ‘meslekten’ felsefecilere değil, daha bilinçli, daha rasyonel, başkalarına ve dünyanın uçsuz bucaklığına daha açık olmak isteyen herkese sunacak bir şeyleri var. Yaşam İçin Felsefe, felsefenin antikçağdan günümüze dek geçirdiği değişimleri, katettiği yolları renkli anektodlarla, Goethe’den Rilke’ye pek çok edebiyatçının eserlerine göndermelerle betimliyor. Hadot her fırsatta ‘şu sıralar pek moda olmayan’ Bergson’un cümlesini hatırlatıyor: ‘Felsefe bir sistem inşası değildir. Felsefe, kişinin kendisine ve çevresine naif biçimde bakma kararı almasıdır.’


Kim Var İmiş Biz Burda Yoğ İken – Cemal Kafadar

Cemal Kafadar bu kitapta bir araya getirdiği dört denemede, on altıncı ve on yedinci yüzyıllar Osmanlı dünyasından dört kişiyi ele alıyor: Babasından kalan arazi üzerindeki haklarını korumak için divan-ı hümayuna başvuran Mustafa adlı Yeniçeri; İstanbul’da günce tutan Seyyid Hasan adlı derviş; ticaret için gittiği Venedik’te ölen Ayaşlı Hüseyin Çelebi; rüyalarını kaleme alarak şeyhine mektupla gönderen ve bu yolla irşad edilmeyi bekleyen Üsküplü Asiye Hatun. Yazıların her biri ampirik malzemeye, Kafadar’ın arşivlerde ve yazma kütüphanelerinde bulduğu kaynaklara dayanıyor, ancak tarihçinin “uzak gözlüğü” saydığı yöntem, paradigma ve felsefe sorunlarıyla da uğraşıyor. Osmanlı tarihi konusundaki ezberlerimizi bozarak, yeni baştan düşünmeye davet eden bir kitap.


Perspektif – Erwin Panofsky

Panofsky’nin 1927 tarihli bu küçük kitabı, beklenmedik etkilere yol açan o büyük kitaplardan biri: Son yüzyılda perspektif üzerine yapılmış bütün sanat tarihi ve felsefe tartışmalarına damgasını vurdu, modern düşünce tarihinin büyük eserlerinden biri olarak klasikleşti. Kitap bu etkisini, yazarının özgün sanat tarihi yönteminin erken dönemini en iyi biçimde sergileyen bir örnek olmasına ve sanat tarihi çalışmalarının alışıldık kapsamıyla sınırlı kalmayıp, bilgi ve kültürel değişim kuramlarındaki daha geniş çaplı gelişmelerin bağlamına yerleşmesine borçlu. Panofsky burada sanat tarihi, klasik felsefe, teoloji, bilim ve optiği içeren muazzam bilgi birikiminden faydalanarak, insanlığın görme, bakış ve tasarım konusunda bir tür arkeolojisini ortaya koyar.


İslamda Ortaçağ ve Seyahat – Houari Touati

Hadis uzmanlarının kendi inanç coğrafyalarında, İslami bilginin silsileye dayalı bir bilgi olarak kurumlaşması fikriyle başlattıkları rıhle – seyahat: entelektüel bir zorunluluk, kimliklerini arama yolunda bilginlere verilmiş bir görev, bir hayat disiplini…

Houari Touati, 8. yüzyıldan 12. yüzyıla uzanan bir zaman dilimindeki seyahatnamelerin kronolojik derlemesini yaparken seyahatin nedenleri ve sonuçlarını da kültürel, düşünsel bir sınıflandırma çerçevesinde yorumluyor.


İlahi Aşk – Willam Chittick

”Genel olarak İslâm mâneviyâtı üzerine yapılmış çok değerli bir çalışma olduğu kadar tasavvuf alanında akademik birikimin yansıdığı bir başyapıtla karşı karşıyayız: Üzerinden tasavvufun hakîkatine âit bereketin nûru ve râyihası yayılmakta ki o hakîkat her zaman Bir’in ve Bir’in nûrunda yansıyan çokluğun aşkıyla dopdoludur.”


Aşk Olmadan Meşk Olmaz – Cem Behar

Osmanlı/Türk kültürünün dayandığı temel öğretim yöntemi ‘meşk’tir. Musıkîden hat sanatına kadar geleneksel estetiğin doğasını şekillendiren bu yöntem, aynı zamanda usta-çırak ilişkisi etrafında örülen toplum ahlâkının da aynası olmuştur.


Osmanlı’da Bilim – Miri Shefer Mossensohn

Çeşitli zaman ve mekânlarda Osmanlı için bilmeye değer şeyler nelerdi? Osmanlı bunları nasıl öğrenmeye çalıştı? Karşılaşılan zorluklar nelerdi? Osmanlı’nın sistemleştirilmiş bilgiyle olan deneyimlerinin ortaya çıkarıldığı Osmanlı’da Bilim, erken modern dönem Ortadoğu bağlamında “bilim” etiketinin altında yatanların tanımlanması açısından da bir rehber niteliğindedir.


Görmenin İktidarı – Giovanni Sartori 

İtalya’nın son yüzyıldaki önemli düşünürlerinden biri olan Giovanni Sartori, bu kitabında televizyon ve postmodern düşünce bağlamında, görüntünün gücüne dair çok çarpıcı yorumlarda buluyor. Sunuş yazısında belirtildiği gibi, elektronik medya ile yaratılan sözde ‘gören insan’ın, “nasıl bir uyku imparatorluğu vatandaşına dönüştüğünü, sorgulayan bir dille anlatarak, en azından düşünsel eylemsizliğimez bir son vermeyi” amaçlıyor.