Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, diğer bir ismi ile Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bu yazımızda tarihte kadınlara karşı halkların tutumu, kadınların bugüne kadar belirli hak ve özgürlüklere erişebilmek için yaptıkları eylemler, kadınların eşitlik mücadelesi; tüm bu olaylar ekseninde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün ortaya çıkışı gibi konulara değineceğiz. Nedir kadın olmak, kadınlar tarihte nasıl görüldü? Kadın olmanın felsefi ve sosyolojik algoritması nedir? Kadın cinayetlerinin ülkemizde ve dünyada durumu nasıl? Çayınız,kahveniz hazırsa yazımızı okumaya başlayabilirsiniz. İyi okumalar. 


Tarihsel Süreç İçerisinde Kadına Bakış 

Antik çağdan, neredeyse 19. yüzyılın başlarına kadar kadınlara karşı halkların bakışı karanlık bir çukur gibidir. Ataerkil sistem içerisinde kadın, erkek cinsinden aşağı görülmüş, ikinci sınıf vatandaş muamelesi içinde birçok sıkıntıya göğüs germek durumunda kalmıştır. İsimlerini felsefe kitaplarında duyduğumuz ünlü düşünürler, kadınlar hakkındaki fikirlerini oldukça sert bir dille aktarmışlardır. 

Örneğin, John Milton Kayıp Cennet adlı kitabında şunları yazar: ‘Ey arşın en tepesinde, kötü ruhları var eden bilge ve yaratan Tanrı; neden doğanın bu kusurlu güzelini, yeryüzünde bu yeni şeyi var ettin? Meraklar alemini kadınlar olmaksızın donattığın gibi insanlar alemini de neden kadınsız donatmadın? Neden insan soyunu sürdürmek için başka bir yol bulmadın.’

Buradan anlaşıldığı gibi; kadın, o dönemde sadece doğurganlığı sembolize etmiştir. 
Zaman ilerledikçe fabrikalaşma beraberinde iş gücü ihtiyacını doğurduğundan dolayı kadınların ekonomik hayatta aktif rol almasıyla birlikte cinsiyet dengesi ufak ufak değişmeye başlamıştır. Kadınların ekonomik güce kavuşması, bilinçlenmeye başlamalarına sebep olmuştur. Devamında meydana gelen dünya savaşları neticesinde erkek cinsinin savaşlara katılması, savaşların uzun sürmesi, erkek cinsinin savaşlar nedeni ile nüfusunun azalması kadınların savaş dışındaki diğer alanlarda aktifleşmesine neden olmuştur. 
Bahsettiğimiz tarihsel sebepler ekseninde kadınların bilinçlenmesi, eşitliği savunan düşünürlerin ortaya çıkması, kadınları kitleselleşmeye, direnme yoluna götürmüştür. Günümüzde kadınların erkekler ile eşit sayılması olgusu temelini bu direnişlerden almaktadır. Tarihsel bakış açısının ardından kadınların sahip oldukları hakları elde etme sürecine değinelim. 


Filizlenen Kadın Direnişleri 

8 Mart 1857 tarihinde New-York’ta tekstil sektöründe çalışan kadınlar, 16 saatlik çalışma süresini ve düşük ücrete tabii olmalarını eleştirmek için greve çıktı. Bu grev ABD’deki işçi birliklerinde de büyük ses getirdi ve kitlesel anlamda büyüdü. Bu grevde meydana geldiği şaibeli olan, tarihçilerin fikir ayrılığında olduğu bir yangın hadisesi yaşandı. Greve çıkan kadınların fabrikalara kitlenmesi ile yüzlerce kadının hayatını kaybettiğinden bahsedildi.

Diğer görüşteki tarihçilere göre 8 Mart yangını 1857 yılında değil 1911 yılında yaşandı.1908 yılında başta Amerika olmak üzere neredeyse tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz nedeniyle işçi ücretleri büyük oranda düşürüldü. Tekstil sanayi bugün olduğu gibi o dönemde de ABD’nin büyük gelir kaynağı idi. Binlerce tekstil işçisi çok uzun süren mesai saatlerine rağmen çok düşük ücretler almaya başladı. Haftalık ücret 5 dolardı. Başta kadınlar olmak üzere işçiler bu koşulları protesto etmek amacıyla tekrardan büyük bir greve çıktı. Grev kısa zamanda büyüdü. 1857 yılında ortaya çıktığı rivayet edilen yangın, 1911 yılında da çıktı. Grev ve bu yangın felaketini birleştiren olay, bütün tarihçiler gözünde eşittir.

1910 yılında başlayan grevde ve 1911 yılında ortaya çıkan yangında tam olarak ne oldu, kaç kadın öldü? 8 Mart Neden Kadınlar Günü olarak kutlanır? 


8 Mart Neden Kadınlar Günü Olarak Kutlanır

1910 yılında başlayan büyük işçi grevi ve 1911 yılında Triangle Gömlek Fabrikası’nda çıkan yangın. Birçok tarihçi tarafından bu iki olay ilişkilendirilir. Bahsi geçen fabrikanın sekizinci katında sönmeyen bir sigara izmariti nedeni ile bir yangın başladı. Yangın kumaş parçaları sebebi ile hızla büyüdü ve üst katlar başta olmak üzere fabrikayı etkisi altına aldı. İşçiler kaçışmaya başladı lakin asansörlerden yalnızca bir tanesi çalışıyordu. Esas üzücü olan tarafsa yangın merdivenlerine açılan kapıların kilitli olmasıydı.

Kadınlar Günü’nün tarihi olarak 8 Mart’ın belirlenmesini ünlü feministlerden Clara Zetkin önermiştir ve bu öneri oy birliği ile kabul edilmiştir. Dünya Kadınlar Günü’nü ilk kutlayan ülkeler Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’dir. Kadınlar Günü’nün ilk kutlandığı tarih 19 Mart 1911’dir. Kadınlar Günü gösterilerinde kadınlar büyük kitlesel yürüyüşler düzenleyerek oy hakkı, seçme-seçilme, meslek edinme ve mesleki eğitim görme hakkı gibi haklarını istedi. 

İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesi ve İkinci Dalga Feminizm hareketinin yükselmesi ile 1960’lı yıllarda Kadınlar Günü eskisinden daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Bu güçlü gündeme gelme olaylarının da etkisi olacak ki 66 yıl sonra Birleşmiş Milletler 16 Aralık 1977’de, 8 Mart’ı Dünya Kadınlar Günü olarak ilan etti.


Türkiye’de Kadın Hareketleri ve 8 Mart

İlk Türk kadın hareketi olarak nitelendirebileceğimiz 28 Nisan 1913’de kurulan Teali Nisyan Cemiyeti mevcuttur. Türkçe karşılığı olarak Kadınların Durumunu Yüceltme Derneği. Bu dernek kadın-erkek eşitliğini sağlamaya yönelik faaliyetlerde bulunmuştur. Derneğin genel amacı kadınların çalışma hayatına atılması ve toplumsal yaşama katılması yönündedir. Dernek amaçlarının çoğunda büyük oranda başarılı olmuştur. 

Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle birlikte büyük lider Atatürk, kadın hakları hususunda önemli ilerlemeler kat etmiştir. Atatürk kadınlara verdiği değeri 1923 yılında İzmir’deki konuşmasında belirtmiştir: ‘Şuna inanmak lazımdır ki, yeryüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.’ Tevhid-i Tedrisat kanunu ile eğitimde cinsiyet birliği sağlanmıştır. Kız çocukları Cumhuriyetin ilk yıllarında bugüne kadar eğitime teşvik edilmeye çalışılmıştır. Bu bir devlet politikası haline gelmiştir. Bu bakış açısının işlerliği ile 1923 yılında ilkokullarımızda 63 bin kız öğrenci varken 1970li yıllarda bu sayı 2 milyonu bulmuştur. 1934 yılında Atatürk, kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanımıştır. Fransa başta olmak üzere çoğu Avrupa ülkesi kadınlara seçme-seçilme hakkını Türkiye’den sonraki zaman diliminde tanımıştır. Üstelik bu haklar, Türkiye’de olduğu gibi hükümet tarafından sunulmamış, kadınlar haklarını mücadele ederek kazanmıştır. Bu bakımdan özetlemek gerekirse, Atatürk kadın hakları konusundaki devrimleri ile kadınların yıllardır süren eşitlik mücadelesine katkıda bulunmuştur.

Peki dünya çapında kadınların senelerdir süren bu örgütlenme ve mücadele sebebi nedir? Kadınlar ne istiyor?


Kadınlar Ne İstiyor?

1.Kadınlar Yaşamak İstiyor

Ülkemizde ve dünyada kadın cinayetleri maalesef gün geçtikçe artmaktadır. Kadınlar, erkekler -özellikle eşleri/partnerleri- tarafından şiddete maruz bırakılmaktadır. . 

Polis Akademisi’nin yayımladığı makaledeki verilere göre 2016,2017 ve 2018 yılında 726’sı polis, 206’sı jandarma kayıtlarında geçen toplam 932 kadın cinayeti işlenmiştir. Cinayet aletlerinin %52’si ateşli silahla işlenmiştir. Bu ateşli silahların %83’ü ruhsatsızdır. Cinayetlerin %72’si evde/meskende işlenmiştir. Kadın cinayetlerinin %96’sı erkekler tarafından işlenmiştir. Türkiye’de 2010 yılından bu yana 1964 kadın cinayeti işlenmiştir. Veriler oldukça ekstremdir. 

Polis Akademisi’nin yayımladığı kadın cinayetleri hakkındaki rapora buradan ulaşabilirsiniz. 


2.Kadınlar Eşitlik İstiyor

2020 cinsiyet eşitliği raporu verilerine göre Türkiye, rapordaki 153 ülke arasında 130. sıradadır. Cinsiyet eşitliği raporu, Dünya Ekonomi Formu (WEF) tarafından yayımlanmıştır. Rapora göre kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmaları için en az 100 yıl, kadınların erkeklerle eşit ücrete sahip olması için 257 yıl geçmesi gerekiyor. 


3.Kadınlar Özgürlük İstiyor

Kadınlar toplum tarafından biçilen bazı yaftaları aşarak özgür birer birey olmak istiyor. İş hayatında, toplumsal hayatta sırf cinsiyetleri için aşağılık söylemlere maruz kalmak istemiyorlar. Kendilerini rahatça ifade etmek istiyorlar. İstedikleri kıyafetleri giymek istiyorlar. Gece geç saatte, korkmadan eve gitmek istiyorlar. 


4.Kadınlar Adalet İstiyor

Kadınlar adil yargılanma hakkı istiyor. Taciz-tecavüz suçlamasında faile ‘eteği kısaydı’ ‘bana gülümsüyordu’ ‘tahrik edici davrandı’ gibi sebeplerle haksız tahrik indirimi verilmesini istemiyor. Tecavüzcülerin suçlarının cezasının caydırıcı olmasını istiyor. Kadın cinayetleri, taciz/tecavüz davalarında İstanbul Sözleşmesi, Aile ve Kadının Korunmasına Yönelik 6284 Sayılı Kanun gibi kadın haklarını gözeten hukuksal düzenlemelerin kullanılmasını istiyor. 


Biz Neler Yapabiliriz?

Günümüzde birçok kadın ve erkek sosyal hayat içerisinde kadının rolünü güzel görünme çizgisinin etrafında belirlemiştir. Kadınlar kendi içlerinde dahi dış görünüş konusunda oldukça hassastır. Toplum baskısının da bir sebep olduğunu göz önünde bulundurursak kadınlar kendilerini estetik kaygılar içerisinde var etmeye çalışmaktadır. Kapitalizmi besleyen moda sektörü de bu duruma hizmet etmektedir. Dünyanın birçok bölgesinde kadınlar, içerisinde zararlı kimyevi maddelerin bulunduğu kozmetik ürünlerini kullanmaktadır. Ergenlik dönemiyle birlikte kimlik oluşturmaya başlayan kız çocuğu, toplumun ‘güzel kadın’ algoritmasından etkilenir. Örneğin sosyal sohbet ortamlarında kadınlar bu algoritmanın dayattığı konulardan bahsederken, erkekler daha çok iş hayatından bahseder.

Özeleştiri yapmamız gerekirse kadın-erkek arasındaki eşitsizlik durumunu, toplumun ‘güzellik’ baskısını biraz da biz kadınlar olarak kendimiz oluşturuyoruz. Bu algıyı kırmak tabi ki mümkün. Kendimizi estetik kaygılar çerçevesinde var etmek zorunda değiliz. Kalın dudaklar, zayıf beden, ince bel, düzgün burun, ışıldayan ten, uzun kirpikler… Biz kadınlar bunlardan ibaret değiliz! Olduğumuz gibi, kendimize ait olan ne varsa hepsiyle bir bütün olarak güzeliz. Sizler de sahip olduğunuz bu güzelliğin farkına varıp cinsiyet dengesine katkıda bulunabilirsiniz.


Geçmişten günümüze kadar toplumların kadına karşı bakışı, kadın hakları, 8 Mart’ın ortaya çıkışı, kadın hareketinin istençleri gibi konulara değindiğimiz yazımız burada sona ermiştir. Diliyoruz ki hiçbir kadının saçının teline zarar gelmediği, kadınların eşit, özgür ve adil bir ortamda yaşadığı, sosyal baskılardan arındığı, kendilerini birer birey olarak var ettiği zamanlar gelir. E-Bursum ekibi olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Gününüzü kutluyoruz. Güncel yazılarımızı https://blog.e-bursum.com/ adresinden takip edebilirsiniz. Görüşmek dileği ile, kendinize iyi bakın…


Kaynakça

  • Kadın Çirkinliğinin Tarihi/ Claudine Sagaert
  • Kadın Sorunu Üzerine Yazılar/ Clara Zetkin
  • Kendine Ait Bir Oda/ Virgina Woolf
  • Kayıp Cennet/ John Milton
  • Dünya Ekonomi Formu (WEF) / Eşitlik Raporu
  • Kadın Cinayetleri Raporu/ Polis Akademisi Yayınları
  • Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
  • Atatürk ve Kadın Hakları Makalesi / Burhan Göksel