2 sene önce lisans eğitimimi tamamladığımda çift diplomam, edindiğim sertifikalar, az da olsa dilim vardı ama içimde doldurulamayan bir boşluk ve gelecekten umutsuzluk hakimdi çoğu genç gibi…

Üniversiteye girişim dün gibiydi. 4 sene ne de çabuk geçmişti. Küçük bir şehirde okumuştum.  Büyük şehirlerde okuyanlar ne demek olduğunu pek bilmez küçük şehirde okumanın. İmkanların kısıtlığı ayrı mesele. Bir kere ilk anda çok tatlı gelen geyik muhabbetlerinin içinde bulursunuz kendinizi. Kim kiminle sevgili olmuş? Hangi hoca dersten geçiriyormuş? Hangi kafede ortam daha renkliymiş? Kızlarda ise bu durum hangi kıyafeti, ayakkabıyı aldın? Saçlarımı şuraya yaptırdım tarzı devam eder. Vize, final ve bunlara kaptırıp giderken zamanın nasıl geçtiğini anlamaz, ne ara bitti bu okul derken bulursunuz kendinizi.


Mezun olduk ya sonra?

Mezun olur, iş telaşına düşer, daha “ben kimim? Yeteneklerim, becerilerim neler? “ sorularının cevabını bile veremeden iş yaşamına atılırsınız. Ardından tüm bu geyik muhabbetleri biraz şekil değiştirmiş halde farklı insanlarla devam eder ve hayat geçer gider. Kimisi bunlardan şikayetçi değildir… İnanın bana. Aksine başkalarının hayatlarını didiklemek ve boş muhabbet yapmak ilgi alanlarındandır. Fakat hayatını daha dolu geçirmek, bilgiden ve farklılıklardan beslenerek daha üst bilinç seviyesinde yaşamak isteyen insanları bu muhabbetler rahatsız etmeye başlar. Okula ya da işine gidip geliyordur, eğlendiği arkadaşları vardır belki ama bir şeyler onların içinde eksiktir. Bunu ne para, ne sevgili ne de başka şeyler dolduramaz. Sadece mutlu olacağı o günün gelmesini ya da kaçıp gitmeyi diler. Daha da büyür boşluk… İşte o boşluğu dolduracak nedir biliyor musun? Gezmek ve keşfetmek… İnsanın kendinin en üst versiyonu olmasına, sınırları zorlamasına yardım eden en güzel şey gezmek ve keşfetmek.

İşte bu yüzden ben gezinin emekli olunca değil, mümkünse yapılabilecek en erken yaşta yapılmasını savunanlardanım. Bunun bizi, kendimizi ve hayallerimizi tanımada verilen en güzel nimetlerden biri olduğunu düşünüyorum.


Hangi parayla gezeceğim?

Tüm bunları söylerken diyeceksin “hangi parayla gezeceğim?” İnan bana eğer bir şeyi gerçekleştirmeye niyet edersen, araştırmasını yapıp fırsatları kovalarsan ücretsiz gezip üstüne eğitim de alabilmen mümkün. Bu imkanı en iyi veren ise Erasmus+ projeleri. Erasmus+ projeleri sayesinde yurt içi ve yurt dışında kısa veya uzun periyotlarda eğitim alabilir,  2-11 ay arasında hiçbir ücret ödemeden Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde yaşayıp, çalışabilirsin.

Kısa zamanlı projelerin ise sunduğu imkanların en güzeli 4 ,5 ya da 6 ülkeden insanlarla günlerce aynı ortamı paylaşıp her ülke hakkında edineceğin eşsiz bilgiler ve deneyimler…
Tanıyacağın yeni kültürler ve Avrupa’nın dört bir yanında tanışacağın yüzlerce insan networkunu geliştirecek ve pek çok ülkede çalacağın kapılar olacaklar…

Anılar ve edinilen bilgilerle tüm ön yargılarından arınacak, aslında dünyada pek çok sorunun insanlar arasında değil hükümetlerin arasında olduğunu fark edecek ve yeni bir dünyaya merhaba diyeceksin.

Küresel sorunları medeni bir şekilde tartışıp, şaşıracak ve onlarla ortak bir dil yaratacaksın. Müzikler, danslar, yeni tatlar ve tüm yerinde öğrendiğin bilgiler hem onları, hem kendini tanımanı sağlayacak ve içinde belki de saklı kalan yeteneklerin ortaya çıkmasına öncülük edecekler. Uzun lafın kısası sorgulayan ve çok yönlü bir insan olmayı öğreneceksin, dünyaya bambaşka gözlerle bakacaksın…

Erasmus+’ın bu imkanlarına durma sen de katıl. Gez, keşfet, öğren ve hayatına anlam kat. Proje başvurularını, motivasyon mektubu yazımını ve diğer tüm koşulları öğren.  Harekete geç.  İnan buna değer…

http://www.ua.gov.tr
http://www.projepanosu.com
http://projelist.com
https://www.ab-ilan.com
https://abprojeyonetimi.com
http://vopool.net

Sayfalarından başla, takip et, başvurunu yap!

                                                                                                                              CAVIDAN GÜZEL – EGE GENÇLİK ÇALIŞMALARI DERNEĞİ