Libro Projesi, meslek yaşamlarında ilham kaynağı olan kişiler tarafından tavsiye edilen kitap listelerinden oluşmaktadır. Bazı kitaplar mesleki içerikte olmasa da yetkinliklerinizi geliştirmede size yön verecek şekilde seçilmiştir. Libro listelerinin size fayda sağlayacağını umut ediyoruz.


Fırat Arapoğlu Kimdir?

Sanat Tarihçisi, eleştirmen ve küratör Fırat Arapoğlu, Anı (2008, Baro Konağı, Edirne), “Beden& Mekân” (2010, Olbia Sanat Galerisi, Akdeniz Ünversitesi, Antalya – Ebru Nalan Süşün ile), “Kimlikler Lütfen!” (2010, Cer Modern, Ankara), “Halk için Halka Rağmen!” (2011, Kargart, İstanbul), “Boğucu Kültür (Jean Dubuffet’ye Göndermeyle)” (2011, Battalgazi, Malatya), Öteki Bedenler” (2011, Akademililer Sanat Merkezi, İstanbul- Erkan Doğanay ile) “Re-De/Jenerasyon” (2011, Sanatorium, İstanbul), “Berlin und İstanbul: Tell Me” (2011, Mica Moca Project, Berlin), “Demokrasi ve Çatışma” (2012, Kargart, İstanbul), “Müze İçinde Bir Müze” (2012, Elgiz Müzesi, İstanbul), “Mesafe ve Temas” (2012, Baksı Müzesi, Bayburt – Murteza Fidan & Kurucu Koçanoğlu ile), “Gidebileceğimiz Bir Yer Biliyorum” (2013, Bergsen & Bergsen Galeri, İstanbul), “Homo Homini Lupus Ya da Yarın Unutmak” (2014, M1886 Galeri, Ankara), “Kesişen Eksenler” (2015, M1886 Galer, Ankara) ve “Marx 2.0” (2015, Adahan, İstanbul), “Düşleyebileceğin Tek Yer” (2017, TUYAP Sanat Fuarı, İstanbul), “Daha Önce Buradaymışsın Gibi” (2018, Bilsart, İstanbul), “Örümcek Ağı” (2018, İKÜSAG, İstanbul) “Sonsuz ve İmge” (2018, Evin Sanat Galerisi, İstanbul – Osman Nuri İyem ile), “Simya” (2018, Summart, İstanbul), “Sorular ve Cevaplar” (2018, TUYAP Sanat Fuarı, İstanbul) başlıklı sergilerin küratörlüğünü ve eşküratörlüğünü ve 3. Uluslararası Çanakkale Bienali’nin (2012) ve 3. ve 4. Uluslararası Mardin Bienali’nin (2015; 2018) eş-küratörlüğünü üstlendi.

Gençsanat, ICE, Artam, Eleştirel Kültür, İstanbul Art News, Rh+, Art Unlimited, Flash Art gibi ulusal ve uluslararası sanat dergilerinde, Birgün, Cumhuriyet ve Sol gazetesinde ve sergi kataloglarında makaleleri yayınlandı. Ulusal ve uluslararası sempozyumlara bildiriler yazan Arapoğlu, Altınbaş Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümü’nde Dr. Öğretim Üyesi olarak çalışmaktadır. AICA (Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Birliği) üyesidir.


Fırat Arapoğlu Kitap Önerileri

Edward Hallett-Carr – Tarih Nedir?

Dostoyevski, Marx ve Bakunin hakkındaki biyografileri hala önemli başvuru kitaplarıdır…Tarihçinin okuruna karşı sorumluluğunu yargıladığı eseri Tarih Nedir, Edward Hallett Carr’ın, başta Cambridge Üniversitesi olmak üzere çeşitli eğitim kurumlarında verdiği konferansların derlemesiyle oluşmuş, dünyada elden ele dolaşmış ve hala dolaşan ünlü broşürüdür. Her düzeydeki okuyucunun keyifle okuyabileceği bir yöntembilim denemesidir.

Anatoli Lunaçarski: Devrim ve Sanat

“Sanatın koruyucusu” diye nitelendirmişti Lenin bir keresinde Anatoli Lunaçarski’yi ve o bu nitelendirmeye tam hakkıyla layıktı. Yalnızca Sovyet sanatı Lunaçarski’nin düşünsel koruması altında değildi, aynı zamanda, tüm devrimci sanat da bu devrimcinin teorik ve pratik faaliyetine çok şey borçludur. Büyük sanatçıların çoğu, yaşadıkları dönemde ona yakın oldular; bunlar, Gorki ya da Rolland, Barbusse ya da John Reed, Kâthe Kollwitz ya da Masereel, Mayakovski ya da Brecht de olsalar, bu adam onların eserlerinden payını aldı, onlar da Lunaçarski’nin düşüncelerinden esinlendiler. Çalışmaları, bugün için bile yalnızca sosyalist sanatın ilk” yıllarına ilişkin anılar değil, tersine tümüyle çağa ışık tutan çalışmalardır.

Perry Anderson – Postmodernitenin Kökenleri

Postmodernizm, son yıllarda sürekli her alanda karşımıza çıkıyor. Sanattan toplumsal bilimlere, mimarlıktan sinemaya, hatta darbelere kadar pek çok alanda bu kavram kullanılıyor. Peki herkesin kolaylıkla kullandığı bu kavramın kökenleri nelerdir? Bir fikir olarak postmodernitenin kaynakları, mekansal, siyasal ve entelektüel bağlamında nasıl değerlendirilmeli? Marksist kuramcı Perry Anderson, Fredric Jameson’ın postmodernite fikrine olan katkısını böyle bir bağlama oturtuyor ve onun Levin, Fiedler, Hassan, Jencks, Habermas ve Lyotard’a kıyasla çok daha sol bir perspektifle postmoderniteyi ele aldığını ortaya koyuyor. Zira postmoderniteyi, klasik Markist terimler çerçevesinde, kapitalizmin yeni bir aşaması olarak tanımlayan tek kişi Jameson. Anderson ayrıca, bir fikir olarak postmodernden ziyade, postmodernin arka planını oluşturan sosyo-ekonomik koşullar üzerine fikir yürütüyor ve modernizmin 19. yüzyılın sonundaki varsayımlarına ilişkin yeni değerlendirmeler sunuyor. Burada, giderek sağın mülkiyeti altına giren postmodernizmin Jamesoncı tarihsel maddeci yorumunun sahiplenilmesi sözkonusu. Sağın hegemonik içerme çabalarına karşı solcu bir karşı çıkış.

Julian Stallabrass: Sanat A.Ş: Çağdaş Sanat ve Bienaller

Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından devreye giren yeni dünya düzeni, sınır tanımayan bir serbest ticaret rejimini uygulamaya koyarken, çağdaş sanatı da derinden etkiler. Sermaye ile birlikte dolaşımı serbestleşen sanat, giderek dev küresel şirketlerin, korporasyonların denetimine açılır. Bu süreçte, sanat da, sanat kurumları da temelden dönüşür: Başka başka kentlerde şubeler açan müzeler giderek mağaza zincirlerini andırır; dev şirketlerin logoları ile müzelerin logoları, sanatçı isimleri ile marka isimleri, pazarlama stratejileri çerçevesinde birbirine karışır. Dev sergiler, imajlarını tazelemek isteyen devletlere, kentsel dönüşüm projelerini satmak isteyen yerel yönetimlere aracılık eder. Kimlik, farklılık, melezlik, “sınırların aşılması” gibi temalar etrafında örgütlenen bienaller de, yeni dünya düzeninin gösterilerinden biri olmaktan öteye gidemez; diğer sanat kurumları gibi, zamanla şirketlere özgü bir kurumsal yönetim disiplininin, “sanat yönetiminin” etkisine girer.
Sanat A.Ş., küreselleşmiş dünyanın kültürel çoğulluk görüntüsünün ardındaki Batı merkezli homojenliği, “sınırsız serbestlik” şiarıyla maskelenen sansür ve dışlama mekanizmalarını açıklıyor. Çağdaş sanatın, devletlerin ve şirketlerin güdümündeki seyrini izliyor.

Andreas Huyssen: Alacakaranlık Anıları

“Alacakaranlık, günün, unutuş gecesini önceleyen, buna karşın zamanın kendisini yavaşlatır görünen anıdır. Günün son ışığının son görkemli gösterilerini ortaya koyabileceği bir ara durumudur.”

John Berger: Görme Biçimleri

Türkiye’de bütün kitaplarıyla her zaman kendisine geniş bir okur kitlesi bulan John Berger’ın klasiğidir Görme Biçimleri.
Yayımlandığı 1972’den günümüze, yağlıboya resimden reklamlara, görselliği ve imgeleri anlamanın, eleştirel bir görme biçiminin manifestosu oldu bu güzel kitap. Metis Yayınları’nda da “görme” ile ilgili daha sonraki yayınlarımız için damar oluşturan esinleyici bir etkisi oldu.

Umberto Eco – Açık Yapıt

Umberto Eco, bu çalışmasında müzik, edebiyat ve görsel sanat örnekleri üzerinden dönemin avangard poetikalarının izini sürer ve bu tür yapıtlara eleştirel yaklaşımı olanaklı kılacak bir metodoloji önerir. Yelpazesini geniş tuttuğu bir bilimsel ve metodolojik zeminden yola çıkan Eco, avangard sanat estetiğinin belkemiğini oluşturan “açıklık” kategorisi ekseninde sanat yapıtının anlamlandırılma sürecini analiz eder. Bu çerçevede “çokluk”, “çoğulluk”, “çokanlamlılık” kavramlarına özel bir vurgu yaparak yapıtın anlamlandırılma sürecinde odağı “yaratıcı”dan okura/izleyiciye kaydırır.

Arnold Hauser: Sanatın Toplumsal Tarihi

Sanat olaylarının gelişimini, edebiyattan müziğe, tiyatrodan görsel alana kadar yayılan geniş bir perspektif içinde değerlendiren bu yapıt kısa sürede uluslararası alanda dikkati çekti. Daha sonraki yıllarda da çeşitli baskıları yapılan Sanatın Toplumsal tarihi kültür tarihini konu alan temel yapıtlardan biri olarak kabul edilmektedir.

Janet Wolff – Sanatın Toplumsal Üretimi

Bu çalışma, sanata, sanatçıya ve sanat üretimine farklı bir açıdan yaklaşan, sanatın bireysel bir üretim mi yoksa sanatın toplumsal bir üretim mi olduğunu sorgulayan önemli bir eser. Bir sanat yapıtı nasıl yorumlanır ve yorumlanırken hangi işlemler devreye girer? Yapıtlardaki anlam katmanları nasıl açılır ve yorumlanır? Marksist bir izleyici veya olmayan bir izleyici yapıtları nasıl anlamlandırır? gibi sorulara uygun cevaplar taşıyan bir eser.

Sanatın ancak sosyolojik bir bakış açışıyla anlaşılabileceğini ve sanatın tarihsel etkenler içerisinde süzülen bir üretim olduğunu ispatlayan eser, sanatın bireysel üretici mit’i olduğunu topluma empoze etmeye çalışan kapitalist bakış açısına dair sorularıma cevap verdiği için oldukça önemli. Materyalist bir bakış açısına sahibim ve Marksist eleştirellik adına bu kitaptan çok şey öğrendim.

Janet Wolff’un bu çalışması 1981’de ilk yazıldığı (Türkçe’ye 2000 yılında çevrildi) zamandan bu yana kültürel çalışmalar ve sosyolojinin temel metinlerinden birisi oldu. Sanat sosyolojisi, sanat tarihi, edebiyat teorisi, feminizm ve medya çalışmaları alanında önemli bir eser. Wolff aynı zamanda Avrupa ve ABD arasındaki kültüre yaklaşım konusunda farklılıklara dair bir köprü oluşturan bir figür (Birleşik Krallık kökenli yazar, ABD’de yaşamaktadır).

Nicos Hadjinicolau: Sanat Tarihi ve Sınıf Mücadelesi

Nicos Hadjinicolau, bu kitabında, gerek sanatın gerekse sanat tarihinin, toplumdan yalıtılmış alanlarda oluşturulduğu, sanata ilişkin devrimci düşünce ile gerici düşünce arasında hiçbir ayrım bulunmadığı yolundaki tüm basmakalıp varsayımları çürütüyor.