Türkiye’nin doğruluk kontrolü yapan ilk oluşumu olan Doğruluk Payı biriktirdiği uzmanlık ve tecrübeyle üçüncü yılını bitirmek üzere. Şimdiye kadar siyasi aktörlerin bine yakın iddiasını analiz eden Doğruluk Payı, gerek nicelik gerekse de nitelik açısından görünürlüğünü çok kısa sürede ciddi seviyelere getirmeyi başardı. Bu gelişimi, sadece Doğruluk Payı’nın “doğru” yaptığı şeylerle değerlendirmenin yanı sıra bu projenin hayata geçtiği zaman ve mekânın özellikleriyle de okumak gerekiyor.


Doğruluk kontrolü ölçülebilir mi?

Doğruluk kontrolünün girdisini siyasi aktörlerin ölçülebilir iddiaları oluşturuyor. Bu iddialar resmi kaynaklar ve medyada üretilen içeriklerden toplanıyor. Doğruluk kontrolünün temel çıktısı ise sistematik bir yöntemle ve güvenilir kaynaklara referansla oluşturulmuş analizleri. Genel olarak baktığımızda, projenin hem girdisini oluşturan malzemelerin fazla sayıda olduğunu hem de çıktıya olan talebin ciddi seviyelerde olduğunu görüyoruz. Bu durum da projenin kalıcılığı ve başarısını açıklıyor.

Doğruluk kontrolü için zengin malzemenin bulunması ve talep edilen bir çıktı üretmesinin içinde yaşadığımız zaman dilimi ve Türkiye özelinde de çeşitli nedenleri var. Bu nedenler projenin yere bastığı faktörleri de açıklıyorlar.


Türkiye’nin doğruluk kontrolü süreci

Öncelikle Türkiye’de neden doğruluk kontrolü için malzeme bol sorusunu cevaplamaya çalışalım. Doğruluk kontrolü için malzemenin çok olmasıyla birebir ilgili olan en önemli gösterge siyasi aktörlerin kamuya yönelik yaptıkları açıklamaların miktarı. Tarihsel bir değerlendirme yapıldığında siyasi aktörler kamuya açık alanlarda daha fazla mı konuşmaktadır? Elimizde sistematik bir veri bulunmadığından bunu iddia etmek zor. Zaman içinde değişen siyasi motivasyonlar siyasetçileri belki kamu önünde daha fazla açıklama yapmak durumuna getirmiş olabilir. Fakat daha kesin bir şey var ki o da siyasi aktörün açıklamasının hepsini artık konuşmanın yapıldığı anda ulaşabildiğimiz gerçeği. Bu kolaylık 2000’li yılların başında bile çok mümkün olmuyordu. İletişim teknolojilerinin baş döndürücü hızla gelişimi siyasi aktörlerin açıklamalarındaki her cümleyi, aktörün mimiğiyle dinlememizi mümkün kılıyor. Bu durum da daha önce bize ulaşana kadar birçok aracının girdiği siyasetçi açıklamalarına doğrudan ulaşmamızı sağlıyor.

Fakat siyasetçilerin açıklamalarının giderek daha fazla erişilebilir olması doğruluk kontrolünün malzemesini doğrudan arttırmıyor. “Bizim partimizin mitingleri en coşkulu geçti” iddiası   coşkulu olmanın ölçülebilir bir iddia olmaması nedeniyle doğruluk kontrolünün yapılamayacağı bir iddia. Malzemenin artması, siyasi aktörlerin daha fazla ölçülebilir iddia dile getirmesine de bağlıdır.

Ölçülebilir iddia içinde bir referanstan gelen veri, bu kaynaklardan derlenen bir veri veya çıkarım barındıran iddialardır. Bu şekilde, iddia referans kaynağa gidilerek değerlendirilebilir. Siyasi aktörlerin ekonomi, maliye gibi alanlarda dile getirdikleri iddialar genel olarak bu tür iddialardır.

Bu iddiaların dile getirilmesindeki en temel koşul, referans bir kaynaktan veri üretilmesi ve bu verinin ulaşılabilir olmasıdır. Bir başka deyişle, Türkiye İstatistik Kurumu ekonomik büyümeyle ilgili bir veri üretmezse bir siyasi aktör de “ekonomik büyüme hükümetimiz zamanında iki katına çıktı” gibi bir iddiada bulunamazdı. Bu veriler kamuya açık olmasaydı da iddianın doğruluğunu kontrol etmek isteyen bir vatandaş bundan mahrum kalacaktı. Son otuz yılda Türkiye İstatistik Kurumu başta olmak üzere çeşitli kuruluşlar sistematik yöntemlerle veri üretmeye ve dağıtmaya başladılar. Bu şekilde, bir yandan iddialara kanıt oluşturacak veri üretimi başlarken bir yandan da iletişim teknolojilerin gelişmesi ve internetin yaygınlaşmasıyla veriler herkese açık hale gelmeye başladı.


Doğruluk kontrolünü destekleyen faktörler

Özetle, Doğruluk Payı’nın faaliyete geçtiği Haziran 2014’ten öncesi için söylenecek üç şey var: Birincisi, iletişim teknolojilerin gelişmesi ve en önemlisi internetin yaygınlaşmasıyla siyasetçilerin açıklamalarına ulaşılabilirlik ve veri kaynaklarına erişilebilirlik artmış durumdaydı. İkincisi, veri üretme ve yayınlama kurumları özellikle 1980’lerden itibaren hem çeşitlenmiş hem de birçok alanda farklı veriler üretmişlerdi. Üçüncüsü, siyasi aktörler iddialarında gittikçe çeşitlenen veri kaynaklarından veriler kullanıyorlardı.

İkinci ve üçüncü faktörde söz konusu olan gelişmeleri açıklayan bir başka olgu da siyasi tartışmaların niceliksel boyutunun özellikle 1980’lerden itibaren giderek ağır basmasıydı. Niceliksel değerlerin ağır bastığı siyaset alanını 1970’lerin sonundan itibaren finansallaşan ekonomi alanına ilişkiyle açıklamak mümkündür. 1980’den itibaren dünya çapında yaygın bir uygulama alanı bulan neoliberal politikaların en temel niteleyicilerinden birisi verimlilik kavramıydı. Bu kavram, ekonomiyi belli hedefler doğrultusunda şekillendirdiği gibi ekonomiyle doğrudan ilgili olmayan politikaları da sayısal değerlerin boyunduruğu altına sokmuştur. Bir yönetimin, hükümetin veya politikanın verimlilik adına performansını ölçmek için veri üretimi hem daha ciddi hem de farklı alanlarda yapıldı. Siyasetçiler de bu verileri kendi veya rakiplerinin performanslarının bir göstergesi olarak sıklıkla kullandılar.

Sonuç olarak, doğruluk kontrolü nicelikselleşen bir siyasi tartışma ortamında, iletişim teknolojilerinin sağladığı tüm nimetleri kullanarak vatandaşı bilgilendirmeye çalışan bir gazetecilik pratiğidir. Doğruluk kontrolünün ortaya çıkmasını sağlayan yapısal nedenler bu ihtiyacı teşvik etmeye hala devam ediyorlar. İnternetin bilgi yayılması konusunda giderek güvensiz ve tehlikeli hale gelmesi bir tehdit olarak ortaya çıksa da veri üretimi, yayılması ve sunumu giderek çeşitleniyor ve otoritelerden bağımsız hale geliyor. Bu da yakın gelecekte siyasi aktörlerin söylediği her ölçülebilir iddianın farklı kaynaklardan teyit ederek daha sağlıklı doğruluk kontrollerinin yapılmasına olanak sağlayacak. Ayrıca doğruluk kontrolünün otomatize edilmesi sağlanarak sürecin çok hızlı şekilde işlemesi için çalışmalar sürüyor. Daha sorumlu bir siyaset ve bilinçli vatandaş için doğruluk kontrolleri önemini daha da artıracaktır.

Koray Kaplıca

Doğruluk Payı Editörü