Herkesin bir dil öğrenme serüveni vardır. Kimisi bu süreci kurslara giderek halletmeye çalışır, kimisi de kendi başına, telefondaki dil uygulamaları vasıtasıyla. Çoğunlukla büyük bir hevesle başlanan bu süreç genelde bir süre sonra sekteye uğrar, peki bunun nedeni nedir?  Temel sebepleri, bireylerin bu süreçte yanlış yönlendirilmesi veya o dile karşı geliştirdiği başarısızlık duygusu ile önyargılardır. Peki neden bazı bireyler dil öğrenirken daha kolay ve hızlı kavrayabilirken diğerleri o kadar da hızlı öğrenemiyor? Doğaüstü bir güçle mi doğuyorlar ya da beyinlerinde özel bir bölge mi var? Bu konuyu bizim gibi dilbilimciler de merak etmiş ve araştırmış. Sizler için dil yeteneği nedir, bu yeteneği geliştirme yöntemleri nelerdir, kimlerde görülür, başlıkları altında konuyu inceledik.

Yeteneğin dil öğrenimi üzerindeki etkisini inceleyen dilbilimciler bu konu üzerine birçok araştırma ve gözlem yaparak şu bulguları elde etmiştir;

Amaçsız dil öğrenimi başarısızlıkla sonuçlanır

Eğer bir dili öğrenirken belli bir hedef ya da gaye yoksa kişinin dil öğrenim süreci çok kısa sürer ve başarısızlıkla sonuçlanır. Kişinin belli bir hedef doğrultusunda dil öğrenimini gerçekleştirmesine “Instrumental Motivation” (belli bir amaca hizmet eden güdülenme) olarak tanımlanır. Kimileri o dili kariyeri için öğrenmek ister, kimileri de eğitim, erasmus gibi uluslararası çapta akademik kariyer için öğrenmek ister. Bu amaçlar doğrultusunda dili bir araç olarak kullanırlar. Dilin hayallere ve hedeflere ulaşmak için araç olarak kullanılması motivasyon sağlayarak dil öğrenirken her vazgeçişte bizi tekrar odaklanmamız için kamçılar.   Bu konuyu şu sözle özetleyebiliriz “Rotası olmayan gemiye rüzgar bile yardım edemez.” Dil öğrenmeye başlarken siz de bir amaç hemen belirlemeye başlayabilirsiniz.


Hedef dile karşı gelişen önyargı ve tutumlar kişinin dil öğrenme sürecini etkiler

Eğer bir dili öğrenirken kişi hedef dilin oluştuğu topluma karşı olumsuz tutum ve yargılar içindeyse dil öğrenme süreci yine başarısızlıkla sonuçlanır. Örneğin; Almanca’nın kaba bir dil olduğunu düşünüp, ya da Almanlara karşı olumsuz duygular içinde olan bir kişi hedef dili öğrenmeye çalışırken içinde bulunduğu durumun çelişmesi sonucunda başarısız olur. Peki siz öğrenmeye çalıştığınız dilin konuşulduğu ülkeyi, insanlarını seviyor musunuz bir düşünün.


Peki nedir bu dil öğrenme yeteneği?

Dil öğrenme yeteneği aslında kişinin öğrenmeyi istediği dile karşı tutum ve yargılarını pozitif anlamda kullanarak kendini bu yönde motive etmesidir. Bingo! Bu yüzden dil için özel bir yeteneğe ihtiyacınız yok. Bu tamamen sizin elinizde işleyen bir süreç. Tabiki bu süreci kolaylaştırmanın ve hızlandırmanın yolları da var. İlk başta dediğimiz gibi işe dil öğrenmedeki hedefinizi belirleyerek başlayabilirsiniz. Dilbilimcilere (Robinson, peter (2002) Individual Differences and Instructed Language Learning) göre dil öğreniminde başarılı olan insanların uyguladığı, ya da farkında olmadan geliştirdiği yöntemler bulunmakta bunları uygulayarak siz de dil öğrenimini kolaylaştırabilirsiniz.

İşte birkaç ipucu;

  • Dile yatkınlık kişinin hedef dile karşı geliştirdiği olumlu duygu ve düşüncelerin, bireyin dili öğrenirken eğlenmesine ve hedef dil ile ilgili hayal ve hedefler geliştirmesi sonucunda yaptığı işten zevk almasıyla gelişen bir durumdur. Dil öğrenirken bu işi eğlenceli hale getirip sıkıcı ezberden kaçınabilirsiniz, geleneksel öğrenme yöntemleri yerine drama ve uygulamalı eğitimden faydalanabilirsiniz. Telefonunuzdan hem de ücretsiz olarak eğlenceli bir şekilde ingilizce öğrenebileceğiniz uygulamaları incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.  
  • Kişinin hedef dili kendi yaşayış biçimiyle özdeşleştirmesi ve tabiri caizse hedef dilin kültürüyle büyümesi o kişiyi dil öğrenimi sürecinde başarıya götürür. Örneğin yabancı müzikler dinlemek, diziler izlemek, yabancı arkadaş edinmek, o ülkede bulunmak vs…
  • Hedef dil ile kendi dili arasında bağlantılar kurup, kelime bilgisini bir bağlam içinde öğrenerek öğrenmeyi kalıcı hale getirmek kişiyi başarıya götürür. Mesela İngilizce’den örnek verirsek; incessant-aralıksız, durmaksızın anlamına gelmekte olan bu kelimeyi şöyle bir bağlam içinde öğrenebiliriz; Semazenler durmaksızın dönerek incesanat(incessant) yapıyordu. Kelimeleri parçalara ayırın, her parçasında size o kelimeyi hatırlatacak bir anlam arayabilirsiniz. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi hafıza teknikleri kullanarak size o kelimeyi çağrıştıran cümleler kurabilirsiniz.

Yani konuyu özetlersek dil öğrenme süreci insanların kendi yargı ve davranışları ile karmaşıklaştırdığı yada kolaylaştırdığı, yetenekten daha çok insanın hazırbulunuşluğu ile yani o dili öğrenmek için kişinin yeterince istekli ve motive olması ile alakalı bir süreçtir. Zor olan dil öğrenmek değil, önyargıları aşıp bu işi eğlenceli hale getirebilmek. Emin olun hayalleriniz ve hedefleriniz rehberiniz olursa, kendi içinizde bir şeyler başarmak için motivasyon bulacaksınız. Hadi ilk iş olarak hedef belirlemeye ne dersiniz?