Zaman ilerliyor ve dünyamız değişiyor. 21. yüzyıl gerçeğinde, tüketimin başını alıp gitmesi ile atıklarımız gün geçtikçe çoğalıyor ve doğayı büyük bir buhrana sürüklüyoruz. Üzerinde oturduğumuz dalı kendi ellerimizle kesiyoruz. Doğa bizim evimiz, evimizin içine çöp döküyoruz. Adeta gözlerimiz bağlanmış gibi bilinçsizce hareket ediyoruz. Farkında olmadan yaptığımız basit olarak nitelendirilen eylemlerin sonuçları elbette ki basit olmayacak! Felaket bir senaryo çizmiş bulunduk, ama sakin! Bunca şeyi felakete çevirebilecek olan bizlerse, felaketleri zarafet yapabilecek olanlar da sadece bizleriz! İyi ama neden böyle oldu ki? Nasıl üstesinden geleceğiz? Atık azaltmak mümkün mü? Hadi başlayalım.


Neden ve Nasıl

Öncelikle bu durumun tarihsel arka planından bahsetmek istiyoruz. Sizi sanayi devrimine kadar götürelim. Sanayi devrimi, 18. yüzyılda ilk olarak İngiltere’de ortaya çıkmıştır. Yeni buluşların ekonomiye etkisi ile buhar gücü ile çalışan makinelerin, makineleşmiş endüstriyi doğurması ve bunları neticesinde ortaya çıkan ekonomik durum ve değişimleri ifade ediyor.

Sanayi devrimi öncesinde el tezgahtarlığı yaygındı. Örneğin, bir palto üretimi önceden çeşitli aşamalardan geçerek, birçok kişinin emeğine müdahil olarak gerçekleşiyordu. İlk başta paltonun ham maddesi elde ediliyordu, elde edilen ham madde insan elinde çıkrıklar vasıtasıyla ipliğe çevriliyordu. Bu iplik dokunarak kumaş oluyordu. Dokunan kumaş kesilip dikilerek palto oluşuyordu. 

Bu durum, daha az sayıda ürünün elde edilmesi için daha çok emeğe ve zamana ihtiyacı doğuruyordu. Dolayısıyla üretilen palto değerliydi, tek bir palto birkaç kuşak boyunca kullanılıyordu. Paltonun kumaşı da değerliydi, palto işlevini yitirse dahi kumaşı geri dönüştürülüp bir şekilde kullanılıyordu. 


Sanayi devrimi ile birlikte seri üretime geçildi. Aynı paltonun yapımı önceleri bir ay sürüyorsa, modern çağda bu süre, seri üretim ile birlikte bir güne düştü. Üstelik bir günde tek bir palto da değil, aynısından onlarca, yüzlerce…

İhtiyacımız olan şeyleri, çok hızlı bir sürede elde eder olduk. Elde ettikçe hep daha fazlasını istedik ve ihtiyacımız olandan fazlasını üretmeye başladık. Daha fazla ürettik, daha fazla sattık, daha fazla satın aldık, daha büyüdük, daha çok zenginleştik. Ama bunların hepsinin bir bedeli ve sonucu vardı. 

İhtiyaç fazlası üretim çeşitli atıklara sebep oldu. Kullan at mantığı, zihinlerimize ve hayatımıza yerleşti. Bu mantık, kapitalist fabrikatörleri mutlu etti. Daha çok ürettiler. Daha iyi pazarladılar. Bizleri satın almadan, tüketmeden, atık oluşturmadan mutlu olamayacağımıza inandırdılar. Sosyal kabul görme arzumuzu kullandılar ve ne kadar tüketirsek tüketelim mutlu olamaz olduk. Bu konuda ayrıntılı bir şekilde yazmış olduğumuz ‘’Minimalist Yaşam’’ konulu yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.


Sanayi Devriminden Sonra Ne Oldu?

Seri üretim ve üretilen mallardaki çeşit, albeni ve daha az emek sonucu oluştuğu için ucuzluk bizi satın almaya yitti. Satın aldıkça sosyal çevremizden onay gördük, onay gördükçe mutlu olduk. Zaman geçti, onay için tekrar satın aldık, tekrar tükettik, tekrar çöpe attık. Tekrar aldık, tekrar attık. Atık üretmek zaafımız oldu. Bu bir kısır döngü haline geldi. Tüketmekten ziyade, üretmekten tarafsanız sizler için yazmış olduğumuz ‘’Tükettiğinden Daha Fazlasını Üretmeye Ne Dersin?’’ yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.


İngiltere’de ilk başta tekstil sektöründe başlayan bu çılgınlık, petrolün ve petrol bazlı plastiğin hayatımıza ani girişi ile bambaşka bir boyuta ulaştı. Tekstil atığı, plastik atığının yanında devede kulak kaldı. Günümüzde etrafınıza baktığınız zaman kullandığımız ürünlerin yarısı plastikten oluşuyor ve muhakkak ki kalan yarısının büyük çoğunluğunun içerisine eser miktarda plastik bulunuyor. Plastik bir evrende var olmaya çalışıyoruz. 


Peki Plastiğin Ortaya Çıkışı Nasıl Oldu? 

İlk olarak 1800’lü yılların başında ortaya çıkmıştır. O dönemlerde bilardo topları, piyano tuşları vb. ürünler fildişinden üretiliyordu. Fildişinin hem maliyeti fazlaydı hem de fildişi kullanımı fil habitatına zarar veriyordu. İlk plastik, fildişine alternatif olarak ortaya sunuldu. İlk plastiğin ana maddesi bitkilerde bulunan bir polimer olan selülozdur. Aslında ilk başlarda plastik, doğayı sömürmemize alternatif olarak ortaya çıkmış bir fikirdi. Şu anki durum ile kıyaslayacak olursak trajikomik bir durum.

Ardından kimyacılar bitki selülozları yerine petrol esaslı, polietilen tereftalatın (pet) plastik için ham madde olabileceğini keşfettiler. Pet çok ucuzdu, üretimi fazla pratikti, birçok alanda kullanılabilir bir maddeydi. Bu buluş, insanoğlu olarak çevremizi telef etmemizin önemli ve küresel anlamda ilk adımı oldu. 


Petler gıda sektörü başta olmak üzere birçok sektörü mutlu etti. Ürettikleri ürünleri, ucuz yoldan elde ettikleri ambalajlarla paketleyerek piyasaya sürmeye başladılar. Günümüzde markete girdiğimizde raflarda dizili olan ürünlerin neredeyse tamamı, albenili plastik ambalajlarla paketlenmiş vaziyettedir. 

Dünyamızı kemiren devasa plastik atık canavarının beslenmesinde bütün dünya halklarının payı var. Kendi ellerimizle beslediğimiz bu canavar, denizlerimizi, topraklarımızı, havamızı, besinlerimizi; akla gelebilecek her şeyi kirletiyor. Şu an dünyamızdaki plastik atık yığının yarısı, son 15 yıl içerisinde üretildi. Bu durum günler geçtikçe ve tutumlar değişmedikçe katlanarak devam edecek. 


Günümüzde Plastiğin Durumu ve Plastik Atık Buhranı

Plastiklerin büyük çoğunluğu okyanuslarımızın altında barınıyor. Çoğunlukla yüzeyde değil de görünmeyen kısım olan okyanusun altındalar. Deniz canlıları ile aynı habitatta bulunuyor oluşları bu canlıların plastikleri tüketmesine sebep oluyor ve böylelikle plastikler ekosisteme dahil olmuş oluyor.


Greenpeace Türkiye’nin verilerine göre Kefal %64, Barbun %63, Tekir %32, Mırmır %34, İstavrit %26, Midye %91, Karides %18 oranında mikroplastik barındırıyor. Bunlar korkunç oranlar ve biz bu balıkları tüketiyoruz. Plastik yiyoruz!


Peki bu durum hep böyle mi olacak? Böyle geldi, böyle gidecek mi? Yapabileceğimiz bir şeyler yok mu? Kendi çizdiğimiz felaket senaryosuna seyirci mi kalacağız? Cevap: Kesinlikle, hayır. Yazımızın başında söylediğimiz gibi, felaketi yaratan insanoğlu, gerekli arzu ve özveri ile zarafeti de doğurabilir.

Daha çevreci, daha duyarlı, daha bilinçli bireyler olmamız mümkün! Başta kitlesel hareketleri gerektirdiği kanaatindeyiz ama kitleler bireyle oluşur. Sizin uyguladığınız minicik bir duyar çevrenizdekileri, çevrenizdekilerin davranışı ise onların çevrelerini derken, kitlesel bir farkındalık mümkün. Belki bu kitlesel farkındalık devlet politikası haline bile gelebilir. Bizim elimizden gelecek olan, kabullenmemek ve direnmektir. Yapılacak küçücük bir değişikliğin neleri değiştirebileceğini tahmin edemeyiz. 


Atık Azaltmak Mümkün Mü? 

Başkalarının bir şey yapmasını beklemek yerine hayatımızın farklı alanlarında değişiklikler yaparak değişimi biz başlatabiliriz.  Pratikte fayda sağlayacak verilere ihtiyacımız var. Bireysel anlamda daha duyarlı olmak adına neler yapabiliriz? Atık azaltmak mümkün mü? Plastik kullanımı azaltılabilir mi? Doğaya zararsız alışkanlıklar neler olabilir?Bu düşünceye hizmet amacıyla yazılmış kitaplar nelerdir? Kimler atıksız yaşam için çabalamış ve neler yapmış? Peki ya belgeseller?


Hayatımızın her alanında hüküm süren plastikleri azaltmak mümkün. Öncelikle kullandığımız plastik ürünlerin neler olduğunu ve atıklarının çözümlerini beraber tespit edelim: 


Plastik Poşet Kullanma! Çare Bez Çanta, Çare File Torba!

Plastik poşetler polietilen denilen petrol çeşidinden ve atık plastiklerin ikincil kullanımından elde edilir. Neme dayanıklılık ve esnekliğiyle beraber üstün kimyasal özelliklere sahiptir. Lakin maalesef üretilen plastik poşetlerin yalnızca %1’i geri dönüştürülebiliyor. Geri kalan %99’luk kısım plastik atık canavarının midesine oturuyor! 

Türkiye’de yalnızca bir kişi yılda ortalama 312 adet poşet kullanıyor. Çok korkunç bir veri. 

Dünya plastik poşet ile 1970’li yıllarda tanıştı ve kısa sürede kullanımı yayıldı. Ortalama 15-20 dakika kullandığımız bu poşetlerin doğada yok olması 1000 yılı buluyor. Fiziksel olarak yok olmuş gibi görünseler de mikro parçacıklar halinde varlıklarını devam ettiriyorlar. 


Bunlara dur diyebilmek için günlük kullandığımız çantanın içine son dönemlerde oldukça moda olan bez bir çanta atıvermek mümkün! İsterseniz eski kıyafetlerinizi dönüştürerek, kendiniz de yapabilirsiniz. Kendi elimizle bir şeyler üretmek özgün olacaktır ve iyi hissettirecektir.

Pazara gittiğinizde yanınızda bulunduracağınız file torbalar ile satın aldığınız sebze ve meyveleri plastiğe temas etmeden evinize taşıyabilirsiniz. File torbalar, plastik poşetlerden daha sağlıklıdır çünkü plastik poşetler gıdanın hava almasını engeller. Bu mikroorganizmaların oluşması için yeterli bir sebeptir. Ayrıca plastiğin gıda ile teması oldukça sakıncalı bir durum. 

Bu konuda çözüm oldukça pratik. Poşete hayır! Sonuna kadar bez çanta, file torba! 


Streç Film İle Gıdalarınız  Zehirlenmesin, İşte Karşınızda Balmumu Kağıt Mucizesi!

Birçok insan, besinlerini plastikten üretilen kaplar ve streçlerde saklıyor. Daha önce de söylediğimiz gibi, gıdanın plastik ile teması sağlık açısından oldukça sakıncalı. 

Balmumu paketleri organik pamuktan yapılır. Ardından jojoba yağı, ağaç reçinesi ve balmumu ile kaplanır. Bu kağıtları streç film ve bilumum plastik koruyucu yerine kullanabilirsiniz. Böylelikle hem gıdalarınızı sağlık açısından engel teşkil etmediğinden emin olarak hem de plastik atık kullanmadan saklayabilirsiniz.

Balmumu paketler, plastik streç filmler gibi tek kullanımlık değil. Yaklaşık bir seneye kadar kullanabilirsiniz. Her kullanımdan sonra yumuşak bir sabun ve soğuk su ile temizleyebilirsiniz. Sıcak su kullanmayın zira balmumu kağıdın yapısına zarar verebiliyor. 

Temin edebileceğiniz bir çok site ve market mevcut. Cotten Bee, MUM-O gibi markalara bakabilirsiniz. 


Pipet Kullanımına Alternatifler

Tek kullanımlık plastik pipetler de doğaya oldukça zarar veriyor. Basit bir hesap yapalım; bir restoranta günde en az 100 kişi yemek yemeğe gelsin ve yemek yanında içecek istesinler. Günde 100 pipet, ayda 3000 pipet yapar. Bunun gibi 50 tane restoran olduğunu varsayalım, 150000 pipet yapar. Varsaydığımız sayılar oldukça minimaldi. 

Bu konuda yapabileceğimiz şey metal pipet kullanımını veya pipetin tek kullanımlık alternatifi olan buğday sapından pipetleri yaygınlaştırmak. Metal pipetler birden çok kez kullanılabilir. Yıkanarak temizlenmesi mümkündür. Çantanızda çok minik yer kaplayacak olan bu pipetler sayesinde ekolojiye katkıda bulunabilirsiniz. 

Genellikle temizleme çubuğu ile satılıyor. Bu temizleme çubuklarını diplerine ulaşımın zor olduğu derin eşyalarınızı temizlemek için de kullanabilirsiniz. 

Bu pipetleri ikea, aliexpress, paşabahçe gibi yerlerden temin edebilirsiniz. Temizleme çubuğu bulunup bulunmadığına dikkat ederseniz sizin için daha iyi olacaktır. 

Metal pipet ve buğday sapı dışında uygulanan bir alternatif daha var: Makarna. Evet, yanlış duymadınız, makarna. İngiltere’nin Bristol şehrinde bir restoran çevreci farkındalığı artırmak istediği için bu metodu buldu. Restoranın müşterileri bu uygulamadan gayet memnun olduklarını ve tat konusunda bir değişiklik olmadığını söylemişler. Bu çılgınca fikri de deneyebilirsiniz! 


Kahvem Termosta Hareketine Destek Ol 

‘’Türk İşi Minimalizm’’ isimli hesap tarafından başlatılan bu hareket ile, dışı kağıt içi plastikten oluşan tek kullanımlık kahve bardaklarının tüketilmesinin azaltılması hedefleniyor. 

Her şey gayet basit. Güzel bir termos alıyoruz ve favori kahve dükkanımıza gidip kahvemizi termosumuza talep ediyoruz. Bu durum hem çevre için faydalı hem de işletmecilerin maliyetleri düştüğü için onlar için faydalı. Hatta bazı işletmeler 1tl, 2 tl indirim bile yapıyorlar. 

Şu an Türkiye çapında 52 tane kafede bu uygulama mevcut. Siz de çevrenizdeki kafelere gidip bu projeden bahsedebilirsiniz. 

Hem atık plastik üretmeden hem kahveniz sıcacık kalmasını sağlayarak bonus olarak az da olsa indirimle kahvenizi yudumlayabilirsiniz! 

Termosunuzu unuttuysanız ve mekanda sabit kalarak kahve içecekseniz, kahvenizi tek kullanımlık olmayan cam bardaklarda talep edebilirsiniz. Oldukça basit hamlelerle daha az atık mümkün!


Pet Şişe Furyasına Dur De, Suyunu Yanında Taşı!

En klişe madde bu gibi gelebilir fakat en etkili ve önemli madde de bu bizce. Kampüslerde, hastanelerde, adliyelerde, sokaklarda, restoranlarda; çevremizdeki hemen hemen her yerde… Hatta bazen evimizin içinde bile…

Pet şişeler elimiz kolumuz gibi bir şey oldu. Lakin pet şişelerin insan sağlığına ve çevreye zararları saymakla bitmez. Pet içerisindeki su, herhangi bir ısı ve ışık karşılığında içinde bulunduğu kabın çözülmesi sonucunda toksikleşiyor. Pet madde ısı ile karşılaşınca içerisinde barındırdığı kimyasalları suya salıyor. Örneğin, arabada unutulmuş pet şişe içerisindeki suyun güneş ışığında kaldığını varsayarsak içtiğimizde, kimyasala maruz kalmış oluyoruz. 

Hali hazırda satış yerlerinde konumlandırılmış petlerin, oralara gelene kadar geçtiği noktaları göz önünde bulundurursak sağlıklı bir durum olmadığını kanıtlamış oluruz. 

Bu konuya birden farklı çözüm getirebiliriz. En kötü ihtimalle içi cam, dışı plastik olan şişeleri su için tercih edebilirsiniz. Ya da katlanabilir su şişeleri de bir seçenek. İçerisindeki suyu tükettikten sonra katlanabilme özelliği ile çantanızda yer kaplamayacaktır. Bunlarla hiç uğraşamam diyorsanız cam şişe tam size göre. Temin ettiğiniz cam şişeyi kullanarak hem sağlığınıza hem de çevreye katkıda bulunabilirsiniz. 


Cinsel Sağlığın İçin Plastik Pedlere Hayır! İşte Karşınızda Babaanne Usulü Kumaş Pedler

Günümüzde yaygın olarak kullanılan tek kullanımlık plastik pedler hem sağlığa hem de çevreye oldukça zararlı. Markalar tarafından %100 pamuk olduğu iddia edilen bu pedler içlerinde eser miktarda illa ki plastik barındırıyor. En basitinden yapışkana sahipler ve bu yapışkanlığı sağlayan madde sentetik. 

Plastik pedler yapısı gereği hava geçirmiyor. Bu durum genital bölgenin ph derecesini bozuyor. Mantar oluşumuna sebep oluyor. Vücut bunun sakıncalı bir durum olduğunu varsayıp akıntı oluşturuyor. Nitekim bilimsel olarak kanıtlanmış bir şekilde durum bu!

Buna alternatif olarak babaannelerimizin düzenine geçiş mümkün. Günümüzde bazı markalar bambu ve pamuk çeşitleri olmak üzere kumaş ped seçeneğini sunuyor. Bambu olanlar, pamuk olanlara kıyasla daha kalın. Her iki çeşit de hiçbir şekilde sızdırma yapmıyor. 

Üstelik bu pedler tek kullanımlık değil. Kullandıktan sonra yıkayabilirsiniz. Sıcak su kullanımı tavsiye edilmiyor çünkü sıcak su, kandaki demiri kumaşa hapsediyor. Çamaşır suyu kesinlikle tavsiye edilmiyor çünkü çamaşır suyu tamamen renk açıcı, ağır bir kimyasal. Bu kimyasal kumaşa hapsoluyor ve teninizle temas ediyor. Sağlık açısından sakıncalı bir durum. 

Uzmanların tavsiye ettiği temizleme biçimi: Soğuk suda, hafif kimyasal maddelerle yıkama. Tercihen, mikrop ve bakterilerin dezenfekte olması için sirke kullanabilirsiniz.

Birden çok kez kullanılması ve içeriğinde plastik barındırmıyor olması çevre açısından da artı puan.

Pamucco ve PonPed markalarını tavsiye edebiliriz.


Plastik, Kullan At Jiletlere Bir Alternatif 

Pazarlama hilelerinden biri, silikon kenarlar ile pürüzsüz tenler! Silikon kenarlar plastik ham maddeli ve bunu tenimize temas ettiriyoruz. Üstelik kullan at mantığında. Bunun yerine daha uzun süre kullanabileceğiniz bir makine elde edebilirsiniz. İlla jiletten yana iseniz metal başlıklı ve daha uzun süre kullanılabilen jiletleri tercih edebilirsiniz.

Hem cilt sağlığınız hem de doğa için tek kullanımlık, plastik ham maddeli jiletlere elveda!


 Ekstralar: 

  • Plastik saplı ve kıllı diş fırçaları yerine Bambu diş fırçalar
  • Kullan at peçete yerine küçük el selpakları
  • Plastik bazlı şampuanlar yerine el yapımı sabun
  • Ağır kimyasal temizlik malzemeleri yerine sirke 
  • Evdeki gıda atıklarınız için kompost metodu kompost metodu için daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. 

Bu konuda derinleşmek isterseniz aşağıda listelediğimiz belgesellere göz atabilirsiniz. 

  • -Gasland
  • -No İmpact Man
  • -Food Inc.
  • -King Corn

Umuyorum ki yazım bir farkındalığa vesile olmuştur. Basit değişiklikler yapmamız mümkün. 


burs ara görseli
Burs mu arıyorsun? O zaman tıkla!