Libro Projesi, meslek yaşamlarında ilham kaynağı olan kişiler tarafından tavsiye edilen kitap listelerinden oluşmaktadır. Bazı kitaplar mesleki içerikte olmasa da yetkinliklerinizi geliştirmede size yön verecek şekilde seçilmiştir. Libro listelerinin size fayda sağlayacağını umut ediyoruz.


Itır Erhart Kimdir?

Itır Erhart Boğaziçi Üniversitesi’nde İngiliz Dili Edebiyatı ve Felsefe okudu. Aynı üniversitede Felsefe yüksek lisans programını tamamladı. 2000 yılında Cambridge Üniversitesi’nden M.Phil. derecesini aldıktan kazandıktan sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü’nde ders vermeye başladı. 2006 yılında Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden doktora derecesini aldı. 2015 yılında doçent oldu (2015). “Ben Neyim” adlı kitabın ve aralarında “United in Protest: From ‘Living and Dying with Our Colors’ to ‘Let All the Colors of the World Unite” ve “Ladies of Besiktas: A dismantling of male hegemony at Inönü Stadium” gibi çalışmaların da olduğu insan hakları, toplumsal cinsiyet, medya ve spor alanında çok sayıda makalenin yazarıdır. Itır Erhart ayrıca Adım Adım ve Açık Açık adlı iki sosyal girişimin kurucularındandır. Sivil toplum  alanda yaptığı çalışmalardan dolayı “Fark Yaratanlar” programına konuk oldu (2009). 2014 yılında Ashoka Fellow seçildi.


Itır Erhart Kitap Listesi

Veba – Albert Camus

Bu kitaplardan yaşamıma en çok yön veren “Veba”.  Roman Oran şehrinde geçer.  Veba salgını nedeniyle şehre giriş çıkışlar yasaklanmıştır. Ölüm, her yerdedir.  Izdırap, kayıp, üzüntü kaçınılmazdır.  Kitabın kahramanı ve anlatcısı Dr. Rieux, ızdırabı ve üzüntüyü sona erdirmek mümkünmüş gibi, hastaları tedavi etmeye devam eder.  Bunu cennete gitmek için ya da diğer insanların takdirini kazanmak için değil doğru olanın bu olduğunu düşündüğü için yapar.
Bu kitap bana sivil toplum çalışmalarımda çok ilham verdi. Dünyanın çok büyük sorunları var, açlık, gelir adaletsizliği, savaşlar…
Bunlar karşısında tepkisiz kalabiliriz ya da sorunlarda birini sırtlanıp son ana kadar mücadele ederiz. Biz sivil toplum çalışanları mücadeleyi seçenleriz, tıpkı  Dr. Rieux gibi…


Sisifos Söyleni – Albert Camus

“Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır: intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir.”
Albert Camus, İkinci Dünya Savaşı yıllarında yayımladığı deneme kitabı Sisifos Söyleni’nde, yaşamın anlamsızlığı, varoluşumuzun saçmalığı gibi intihara yönelen temaları, tarihin ve edebiyatın belirli bazı kişilikleri üzerinden ele alır. Tahsin Yücel’in dilimize kazandırdığı eser, XX. yüzyıl felsefe tarihinin en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilmiştir. Tanrıların, hep yeniden aşağıya yuvarlanacak olan taşı tepeye çıkarmakla cezalandırdıkları Sisifos, cezasını bilinçli olarak kabullenmiştir, tekrar yuvarlanacağını bildiği halde taşı bütün gücüyle yukarı taşır. Camus saçma kavramını işte bu noktada tanımlar: boşuna olduğunu bildiği halde direnen insan. Yaşamın anlamı ancak, dünyanın saçmalığını ve yenilginin daima tekrarlanacağını bile bile kötülüğe direnmek olabilir, insanlığa gerçek boyutlarını ancak bu başkaldırı kazandırabilir.


İnsanın Anlam Arayışı – Viktor Emil Frankl

20. yüzyılın önde gelen psikiyatrlarından Viktor Frankl, otuzun üzerinde yabancı dile çevrilen ve bütün dünyada 12 milyondan fazla satan İnsanın Anlam Arayışı’nda, kurucusu olduğu logoterapinin ilkelerini, İkinci Dünya Savaşı sırasında bir toplama kampındaki deneyimleri eşliğinde anlatmaktadır.
Okurlar, Frankl’ın tasvir ettiği toplama kampının, dünyayı daha büyük bir hapishane olarak kavramamızı sağlayacak parlak bir metafora dönüştüğünü fark edecektir. Gasset, Heidegger ve Sartre’dan aşina olduğumuz düşünceler ışığında, varoluşun çetin koşullarında “anlam”ı keşfetmemize yardım edecek süreci anlatan Frankl, “İnsanı insan yapan nedir?” sorusuna da yanıt vermeye çalışıyor…


Hamlet – William Shakespeare

Hamlet, William Shakespeare tarafından 1599-1601 yılları arasında yazıldığına inanılan bir trajedidir. Oyunun konusu Hamlet’in babasını öldüren, annesiyle evlenen ve Danimarka tahtına geçen amcası Caludius’tan intikam alma çabasıdır. Oyun gerçek bir kederden bir gazaba dönüşen hayatı, yapmacık bir delilikle gerçek delilik arasındaki geçişleri, ensest ilişkileri, ihaneti, öfkeyi, ahlaksızlığı ele alır.


Aşka Çağrı – Rabindranath Tagore

“Edebiyatın krallardan, krallıklardan da daha uzun ömürlü oluşu, adına yaraşır yüceliklerden biri elbet. Hepsi çoktan unutuldu gittiler. Ama Homeros, Dante ve Shakespeare bugün bile yaşıyorlar. Tagore’un musıkisi, şiiri bizleri büyülemeye bugün olduğu kadar yarın da devam edecek.
Tagore’da ve Tagore’un şiirinde zekadan, akıldan, bedenden daha derin bir şey vardır: İnsanın kendisi! İyilik, güzellik, doğruluk ve aşkla kaynaşmış benliği…
Tagore, insanı aşka çağırır. İnsanı hayatın doruğuna çıkaran aşk değil de nedir?”


İskenderiye Dörtlüsü – Lawrence Durrell

Justine (1957), Balthazar (1958), Mountolive (1958) ve Clea (1960) adlı bu büyük dörtlü, 1960’lı yıllarda İngiliz romancılığında büyük yankılar uyandırmıştı. Önce yadırganan, ama büyük bir ilgiyle karşılanan, dünyanın dört bir yanında okunup tartışılan bu ünlü dörtlünün amacı, Lawrence Durrell, “çağdaş sevginin irdelenmesi” olarak açıklar. Yazar, sevgi ilişkilerini yalnızca erkek-dişi ilişkisi olarak almaz.


Mutluluğun Kitabı – Dalai Lama, Desmond Tutu, Douglas Abrams

Nobel Barış Ödüllü iki ruhani lider bir araya geliyor. 14. Dalay Lama Hazretleri ve Başpiskopos Desmond Tutu altıncı kez buluşuyor. Dalay Lama’nın yaşadığı Dharamsala’da onun sekseninci doğum gününü kutluyorlar. Bundan önceki beş gün boyunca ise mutluluk ve sevinç üzerine sohbet edip fikirlerini paylaşıyorlar.

Dalay Lama ile Desmond Tutu, Mutluluğun Kitabı’nda durmadan değişen dünyada mutluluğu sabit kılmanın yollarını anlatıyor.


Bütün Şiirleri – T. S. Eliot

Eliot, geleneğini, Avrupa’da, Fransız Simgecilerinde ve kendisine çok şey borçlu olduğu Jules Laforgue’da, İngiliz Elizabeth ve James Çağı oyun yazarlarında, metafiziksel şairlerde, Akdeniz’de ve Dante’de bulur. Dinsel sezgisi, kendisinin ötesinde ve üstünde bir şeye bağlanma konusundaki bilinçli kararı ve duyarlığının şaşırtıcı yoğunluğu ile düzeni eksiksiz bir eser yaratmaya yönelir. Duyan, düşünen, kendisiyle savaşan ve sanatına büyük bir disiplinle, neredeyse gizemli bir yoğunlukla bağlanan eşsiz bir şair örneğidir.”

-YORGO SEFERİS-


Aşk Üzerine – Alain De Botton

Alain de Botton, insanoğlunun yaşadığı en yoğun duygunun haritasını Aristo, Marx, Nietzsche, Wittgenstein, Tolstoy ve Stendhal’ın rehberliğinde çıkartıyor. Yazarın hınzır, duyarlı, gerçekçi ve bilge kaleminden aşkın tetiklediği ruh halleri birer birer dökülüyor. 

Bize çok tanıdık gelen bu ruh halleri, derinlikleri, çelişkileri ve sırları ile karşımıza çıkıp aşka dair söylenen, düşünülen ve yaşanan her şeyi aydınlatıyor.

Felsefenin, statü endişesinin, çalışmanın ve seyahat etmenin inceliklerinden sonra sıra aşık olmanın zorlu, ancak bir o kadar da keyifli anları ile tanışmaya geldi.


Yas ve Melankoli – Sigmund Freud

1915 yılında yazılan ve ilk kez 1917’de yayınlanan inceleme psikanalizin yapısal kuramına bir geçiş metni olmasıyla önemli metapsikoloji metinlerinden biridir. Üst-ben kavramının ilk belirgin işaretleri bu metinle ortaya çıkar…

Cemal Dindar’ın ‘Freud, Mecnunluk Hevesi, Hayali Kapasite’ başlıklı sunuş yazısıyla… 

Ve Freud’un melankolinin yetkin bir tarifi olarak Hamlet’ten aldığı ünlü sözle:

“Kendi çölüne yollandığında, kim kurtulabilir kırbaçlanmaktan?”